Seni Seviyorum, Harika Bir İnsansın, Hadi Değiş !

Uzun sure sahnelenmiş bir Broadway gösterisinin ismi olan bu cümle bir çok evlilik probleminin kökenine işaret ediyor. New York Times yazarı Jane E. Brody bu konu hakkında çok önemli bir çalışmayı yazısına taşımıştır. (çeviren :Esra Tuncer )

Bir insanı severiz her şeyiyle,gülüşünü,kaçamak bakışlarını belki sorumsuz “cool” tavırlarını,belki ilgisiz görünüşünü. Onun hep böyle kalmasını dileriz,böyle sevmişizdir ya değişmesin isteriz. Ancak iş daha sonra bir ilişkiye, evliliğe dönüşmeye başladığında önce sevdiğimiz yönlerini değiştirmek istememizin amacı nedir ? Neden önceki “cool” tavırlar bize karşı ilgisiz olduğu hissine kapılmamıza neden olmuştur? Neden değişsin diye çırpınırız ? Öyle sevmemiş miydik halbuki biz onu ?

Çiftler birbirini değiştirmeye çalışırlar. Sonuna  kadar kafamızda oluşturduğumuz kalıba karşımızdakini tıkarcasına  sokmaya çalışırız.Onu mükemmel eş tanımımıza uygun hale getirmeye uğraşırız.’’Neden yapmıyorsun ? ‘’ ‘’Neden öyle değilsin?’’  ‘’Hatalısın’’  gibi cümlelerle  değişim sağlanamaz ,tartışma yaratılır.

Dr.Andrew Christensen ve Dr.Neil Jacobson tarafından geliştirilen yeni bir yaklaşım olan ‘’Kabullenme  Terapisi’’ bu soruna çare gibi görunmektedir.Bu terapide amaç değişime zorlanmaktansa eşlerin,birbirlerinin farklılıklarını ve bireysel  duyarlılıklarını kabullenmesidir.Eşleri,değişimleri için ısrar ederek bir köşeye sıkıştırmak yerine , bu tarz bir anlayış daha uzun süreli ve eşlerin kişilik ve davranışlarıyla uyumlu,baskısız değişimleri getirir.

‘’Kabullenme , tatsız davranış olarak nitelendirdiğimiz durumu anlayışla karşılamak , onun derin anlamını anlamak ve daha geniş bir açıdan görebilmektir .’’ diyor Dr.Christensen ve Dr.Jacobson.

Kabullenme buyuk olasılıkla anlamak ile başlayacaktır.Bu doğrultuda önerilen ilk adım bir tartışma üzerinde her iki eşin de bakış açısını içeren ,yetersiz ve kırılgan noktaları tanımlayan , her bir eşin de başa çıkma yöntemlerini ve sorunun tartışmaya kadar gidişini tarif eden bir hikaye geliştirerek tartışmanın anatomisini incelemektir.Sonraki adım ise geri dönup hikayenin kusurlar yerine farklılıklar ,suçlamalar yerine kırılganlıklar,yargılar yerine tanımları içerip içermediğine bakmaktır.

‘’Bu terapi sayesinde odak noktası öfke ve saldırganlıktan kurtulacak eşler birbirinin daha yumuşak noktalarına bakmaya başlayacıktır.’’diyor Dr. Christensen  ve Dr. Jacobson

Eşler değişmeye zorlandıklarında ,savunmaya geçip içe kapanma eğilimine girerler.Burada amaç tartışmaktan kaçmaktır.Ne zaman kabul edildiklerini, anlayışla karşılandıklarını görürlerse işte ozaman beklenenden fazla ,istekli bir değişim başlar.Hiçbir değişim olmaa da kabul ve şefkat ,olasılıkla, çiftleri birbirine daha cok yaklastıracaktır.

Kabullenmenin önemli bir bileşeni, şu anda eşlerden  birini çılgına çeviren özelliğin aslında bu birlikteliğin ilk kıvılcımını yakmış olmasının farkına varılmasıdır.Örneğin eşinin sosyal ve spontan yaşamından hoşlanan ve onu çekici bulan kadın , çocukları olduktan sonra eşinin bu özelliklerini aldırmazlık olarak nitelendirebilir, bu da ciddi bir çatışma demektir.

Ancak kabullenmenin de sınırları olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.Fiziksel ve psikolojik şiddet asla kabullenilmemelidir.

Dr.Fikret Ferzan Ergün

 

10 Replies to “Seni Seviyorum, Harika Bir İnsansın, Hadi Değiş !”

  1. Basit ve çocuksu bir dille yazılmış, alıntılarla uzatılmış sözde yorumsal ama özde zayıf bir yazı olmuş. Üzerinde çalışılması gerekir. Sadece başlığın vurucu olması yetersiz bir strateji. Beklentiyi yükseltiyor ve sonra dibe vurduruyor.
    Dünya klasikleri okursanız gelişiminize katkısı olabilir!!!

  2. basit ve çocuksu ne demek anlamadım etrafım da çok sayıda üniversite,lise mezunu insan var çoğu psikolojiye depresyon iılacı alacak kadar yakınken sizinki gibi bir derneğin halka açık bir internet sitesinde psikoloji tahsili görmemiş ama ilgi duyıp gelişmek isteyenlerin anlayacağı bir dille anlatımınının hor görülmesini anlamadım . Daha bilimsel beklentilerin kongrelerde yapıldığını tahmin ediyorum .elitist snopluk yapmayalım. Herkesin anlayacağı ama eğitici yazılar ilgiyi ve kültürü arttırır . Dünya klasiklerinin çoğunu okudum ama ben mi kaçırdım yazara nasıl bir katkısı olacağını sevgili maya!!!!!!

  3. Cehl-i Mürekkep dedikleri bu mudur acep? Abovvvv bu nasil yazı kaçın kaçın. Şu yazıyı anlayan beri gelsin. Bu yazıyı yazan arkadaş dünya klasiklerini okursa muhtemelen anlamaz çünkü evvela temel türkçe dersi almaya muhtaç. O değil de selma kardeş bence sen bu yazıyı yazanın ta kendisin ya da polisin adamısın. şu yazıyı nasıl anladan anlat da dinleyek hele. dünya klasiği kaç tane okudun. herkesin anlayacağı ama eğitici yazılar demişsin. bu yazıyı hem kimse anlamaz hem de okuyan cahil olur. bu yazıyı ukuyan 5 kişi intihar etti biri de kayadan ağrı atladı kafası gözü yarılayazdı. teşekkürler. yine geleceğim.

  4. Cehl-i alud, ne demek? Aluden farsçada, bulaşmış demektir. Hun-u alud, kan bulaşmış, kanlı… Cehl-i alud, cahillik bulaşmış demektir. Maateessüf cehalet 21. yüzyılın en büyük ayıbı… İlimde cehalet, tahsilde cehalet, meslekte cehalet almış yürüyor. Lakin bunların en tehlikelisi ve en ayıbı dilde cehalettir. Kendi ana dilini konuşamayan insan, bize göre yarım insandır. Bu sebeple onun yaptığı her işten de uzak durmak iktiza eder. Kendi dilini konuşamayan zatın doktorluğuna da güven olmaz. Niçin? Çünkü bu vesile ile onun, okuduğu tıp kitaplarını yarım yamalak anlayabildiğine kani oluruz. Kendi dilini konuşamayan insan, kendi dilinde yazılmış bir kitabı da anlayamaz. Anlayamadığı için mesleğinde terakki edemez. Zavallı hastalar da bunların elinde sınama tahtasına döner. Yazık, bu zavallı millet yıllardır bu cahil doktorların elinden neler çekmiştir.

    İlimle uğraşan zevatın, bu içler acısı halini görmek insanı gerçekten kahrediyor. Şu garip milletin yemeden, içmeden kesip, dişinden, tırnağından artırıp, çoluğunun, çocuğunun rızkından feragat ederek verdiği vergiler nerelere gidiyor görün. Malum tıp tahsili oldukça masraflı… İnsan bunca masraf neticesi yetişen doktor kalitesini görünce kahroluyor ve kayadan ağrı atlayası geliyor.

    Gelelim Selma Hanım’ın yorumlarına. Selma Hanım siz ya bu yazıyı yazan kişinin ta kendisisiniz ya da sivilsiniz. Eğer sivilseniz, bu yazarı desteklemekle ona iyilik değil kötülük yapıyorsunuz. Benjamin Disraeli isimli İngiliz devlet adamının bir sözü vardır: “İnsanın cahil olduğunu bilmesi, ilme atılan ilk adımdır.” Bizde belki bu vesile ile bu şahsı ilim yolunda terakkiye sevkederiz.

    Gelelim Aztek isimli zatın yorumlarına. Bu zat güzel nükteler yapmış. Eminin güzel nükteden anlayan ve karşılığında güzel nüktelerle cevap veren bir zat. Ayrıca akl-ı selim sahibi, bilgili, zeki de biri. Bunun yanında tespitleri çok yerinde. İşte bu milletten böyle insanlarda yetişir. Türk’ün adamı vardır…

    Son olarak, ecnebi doktorlara özenmeyi bırakın. Müslümana nikahlı avradı helaldir, hemi de farz. Bu ecnebi adetleri, ahlakı bozdu. Nikahlı avradım bana “Seni Seviyorum, Harika Bir İnsansın, Hadi Değiş !” diye bir cümle sarfedemez. Dese dese: ” Zat-ı aliniz son günlerde biraz durgun, keyfinizi kaçıran bir husus mu var efendim? Bir kusurum olursa lütfen söyleyin dikkat edeyim” der. Nerede eski zamanların ahlakı, görgüsü? Şimdi bir hikaye anlatırdım da uzun gider.

    Kapanışı da bir şiirle yapayım:

    Barçın Yaylasında Üç Güzel Gördüm

    Barçın yaylasında üç güzel gördüm
    Birbirinden üstün şivga fidandır
    Aklım şaştı garip belim büküldü
    Kaşlar hilal gözler ahu cerandır

    Bellerinde gördüm lahur şalını
    Yanakları gülden almış alını
    Al sıktırma kavuşturmuş belini
    Güzellere bildim bunlar sultandır

    Üç kumrudur su başında ötüşür
    Yol üstünde bana seyran yetişir
    Yatışır mı deli gönül yatışır
    Avcıyım amma onlar benden şahandır

    Karacaoğlan der bu yer neresi
    Altın oluk pınar başı süresi
    İnce belde saçlarının turası
    Böyle selvi endam akla ziyandır

    Karacaoğlan

    diyor Dr. Christensen ve Dr. Jacobson

  5. Jane E. Brody’nin New York Times’daki yayınlanmış, Esra Tuncer tarafından tercüme edilmiş makalesini, kırparak ve kelimeleri değiştirerek, kendi imzasıyla yazan bu arkadaş, hepimize bir özür borçlu.

  6. Bu yazıyı çok beğendiğim için paylaştığımı belirtmek isterim, yazıda çeviri yapan kişinin ismi de paylaşılmış olup, kendi yazdığıma dair bir iddia bulunmamaktadır. Sitenin ilk kurulduğu yıllara ait bir paylaşımdır, sonrasında vakit bulamadığımdan aktif olamadım.

  7. Kendinize karşı dürüst olun lütfen. Genelde paylaştığımız yazıların değil de bizzat hazırladığımız yazıların altına imza niteliğinde ismimizi yazarız değil mi?
    Maalesef net bir şekilde baştan sona pharaphrase edilmiş bir yazı görüyorum.

  8. Kendinize karşı dürüst olun lütfen. Genelde paylaştığımız yazıların değil de bizzat hazırladığımız yazıların altına imza niteliğinde ismimizi yazarız değil mi?
    Maalesef net bir şekilde baştan sona pharaphrase edilmiş bir yazı görüyorum.

  9. Birçok evli çiftin düştüğü hatayı dile getirmesi ve bunun için geliştirilmiş bir terapi yönteminden söz etmesi bakımından yazı ilgiye değer. Bardağın dolu tarafını görmek her zaman iyidir. Ayrıca bu tür yazıları yabancı dilden çevirmek kolay değildir ama yine de biraz daha özen gösterilmeliydi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir