Bipolar Bozukluk nedir?

Bipolar bozukluk veya manik depresif hastalık (daha da eski ismiyle manik depresyon), bütün dünyada her 50 kişiden birini etkileyen (yâni %2), dolayısıyla da nisbeten sık görülen bir bozukluktur. Bipolar bozukluğu olan kişi, sıklıkla duygudurumunda aşırı yükselmelerden (duygudurum yükselmesi veya mani) çöküşlere (depresyon) ve yine yükselmelere dönüşen ve çoğu zaman aralarda normâl duygudurum dönemleri bulunan dalgalanmalar yaşar. Burada anlatılan tipik bir tablo olmakla birlikte, farklı kişilerde belirtiler büyük farklılıklar gösterebilmektedir. 

KİMLER BİPOLAR BOZUKLUĞA YAKALANIR?

Bipolar bozukluk genellikle ergenlik döneminde veya erişkinlik döneminin başında başlar ve hayat boyu sorun olmaya devam edebilir. Erkek ve kadınlarda bu bozukluk eşit oranda görülür ve ırk, eğitim, meslek veya gelir düzeyi sebebiyle farklılık göstermez.

BİPOLAR BOZUKLUĞA NE SEBEP OLUR?

Bipolar bozukluk, şeker veya kâlb hastalığı gibi tıbbî bir hastalıktır ve kişinin beynini, dolayısıyla da duygudurumunu etkilemektedir. Bu rahatsızlığa sâhip olmak kimsenin suçu veya hatası değildir. Unutulmamalıdır ki “kimse isteyerek hasta olmaz”. 

Bipolar bozukluğun sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar, beyinde duygudurumun normâl düzeyde kalmasını etkileyen bâzı anormâllikler olduğunu göstermiştir. 

Bipolar bozukluk âilelerde nesiller boyu görülme eğilimi göstermektedir ve bipolar bozukluğun birçok vak’ada katılım yoluyla geçtiği düşünülmektedir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin üçte ikiden fazlasının bu bozukluğu veya depresyonu olan en az bir yakın akrabası vardır; alkol ve madde kullanım bozukluğu da tanı konmamış bir duygudurum bozukluğunun alâmeti olabilir. Bu da genetik faktörlerin önemli olduğunu düşündürmektedir. Fakat yine de, bu hastalığa sâhip bireylerin çocuklarında hangi oranda görüleceği bilinmemektedir.

Sorumlu olan genler henüz tam olarak tesbit edilememiştir, ancak çalışmalar bütün hızıyla devam etmektedir ve hekimler bu çalışmaların sonuçta bipolar bozukluk için daha iyi ilâçların tasarlanmasına ve muhtemelen gen tedavisine (yâni, genetik bilgilerin vücut işlevlerini kontrol etme biçimini değiştiren tedavilere) yol açacağına ihtimâl verilmektedir (Oral 2005).

BİPOLAR BOZUKLUĞUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

MANİ

Mani, doktorların anormâl olarak yükselmiş veya “taşkın” duygudurumu târif etmek için kullandıkları terimdir.

Mani belirtileri her bireyde farklı olabilir. Bir manik dönemin erken evrelerinde kişiler hipomani adı verilen küçük veya hafif duygudurum yükselmeleri yaşayabilir ve son derece aktif olmalarına yol açan enerji artışı hissedebilirler. Ayrıca “kendilerini çok iyi hissetme” duygularıyla dolar (msl. “En büyük benim”), fiziksel ve zihinsel verimlilikte artış gösterirler. Buna ek olarak, mani sırasında son derece konuşkan, daha girgin, girişken, atak ve fevrî olurlar ve çoğu zaman çok az uykuya ihtiyaç duyarlar.

bipolar2-0013

Hipomanik dönemler kişiye eğlenceli ve verimli geldiğinden, hastalar bâzen davranışlarının olağandışı olduğunu fark etmezler. Çoğu zaman bir sorun olduğunu ilk fark eden dostları, âileleri veya iş arkadaşları olur.

Maninin şiddeti arttıkça, kişinin muhakemesi çoğu zaman büyük ölçüde bozularak, âni itkisel (fevrîce) kararlar vermelerine ve pervasızca davranışlara kapılmalarına yol açar (msl. aşırı para harcama, gelişigüzel cinsel ilişkiye girme veya tehlikeli araba kullanma). Manik dönem sırasında öfke, aşırı şüpheci ve hâttâ saldırganca davranış görülmesi hiç de nâdir değildir.

Çok şiddetli mani dönemlerinde, kişi hezeyanlar (sanrı: ikna yoluyla değiştirilemeyen ve sâdece kültürle izah edilemeyen yanlış inançlar) veyahallüsinasyonlar (varsanı: msl. sesler duyma veya görüntüler görme) gibi psikotik belirtiler yaşayabilir. 

Mani belirtileri her bireyde son derece farklı olabilmektedir.

En sık görülen belirtilerden bâzıları şunlardır:

. Çok enerjik olma, 

. Kolayca sinirlenme,

. Çok az uykunun yeterli olması,

. Her zamankinden ve herkesten daha önemli olduğunu hissetme,

. Zihnin yeni ve heyecan verici fikirlerle dolu olması,

. Daha konuşkan olma,

Aşırı para harcama,

. Kişiliğine özgü olmayan davranışlarda bulunma.

DEPRESYON

Bipolar bozuklukta depresif duygudurum herkesin hemen her gün yaşayabileceği üzgün ve isteksiz olma hâlinden farklıdır.

Bipolar depresyonda, depresif duygular olağan üzüntüden daha ağırdır; daha uzun süre devam eder ve kişinin günlük faâliyetlerini yerine getirmesini zorlaştırır. 

Depresyonu olan kişiler, çoğu zaman iştahta değişiklik, uyuyamama veya aşırı uyuma veya enerji azlığı gibi fiziksel belirtilerin eşlik ettiği hüzünlü bir duyguduruma sâhiptirler. Ayrıca, dikkatlerini toplamakta, karar vermekte güçlük yaşayabilir, kendilerini huzursuz hissedebilir veya sâkin biçimde oturamayabilirler.

Umutsuzluk ve çâresizlik duyguları bipolar depresyon sırasında yaygındır ve hastalar geleceğe ilişkin son derecede olumsuz düşüncelere sâhip olabilirler. Ayrıca âile ve arkadaşlarından uzaklaşabilir ve yıkanmak ve hâttâ evden dışarı çıkmak gibi olağan günlük faâliyetlerini bile yerine getiremeyebilirler. Bipolar depresyon sırasında intihar ve ölüm düşünceleri de sık görülür; bipolar bozukluğu olan kişilerin yaklaşık %25-50’si en az bir kere intihar girişiminde bulunmaktadır. Özellikle “ultra hızlı döngülü” hastalarda, ayrıca alkol veya başka bir madde kullananlarda ve özellikle şeker hastalığı, aşırı şişmanlık gibi bedensel hastalığı olanlarda intihar riski yüksektir. Disforik hipomanide (öfkeli ve çökkün duygudurumla psikomotor hızlanmanın iç içe olması) de intihar riski yüksektir (Kemp ve ark. 2010).

En sık görülen depresyon belirtilerinden bâzıları şunlardır:

Uyuyamama veya aşırı uyuma,

. Suçluluk duygusu,

. Enerji azalması,

. Zevk alma veya ilgi kaybı,

. Dikkatini toplamakta güçlük

. Huzursuzluk veya ajitasyon,

. İştahta artma veya azalma biçiminde değişiklik,

. Ölüm veya intihar düşünceleri.

KARMA DÖNEMLER NEDİR?

Karma dönemler, bir kişide aynı zamanda ortaya çıkan mani ve depresyon belirtileri bileşimini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Örneğin, bir karma dönem çoğu zaman gerginlik ve huzursuzluk, kaygı, diken üstünde olmak, fikir uçuşmaları, itkisellikte (fevrîce davranışlarda) artış, çökkün veya isteksiz duygudurum ve intihar düşüncelerini içerir. Bir karma dönem sırasında bir manik dönemde olduğu gibi kendisini coşkulu veya huzursuz hissedebilir; ancak, aynı zamanda, kendisini gücü her şeye yeten biri gibi değil, aşırı hassas ve çökkün de hissedebilir. 

BU BOZUKLUK ZAMAN İÇİNDE NASIL GELİŞİR?

Mani ve depresyon dönemlerinin süresi ve sayısı her kişide farklılık gösterebilmektedir. Mani ve depresyon dönemleri birkaç gün sürebileceği gibi, aylarca da devam edebilir. Zamanla dönemler sıklaşır; bu sebeple de, bozukluğun süresi uzadıkça dönemler arasındaki süre kısalmaktadır.

Bipolar bozukluğu olan kişilerin çoğu hayatları boyunca yaklaşık 8-10 mani ve depresyon dönemi yaşamaktadır, ancak bâzı kişiler daha sık hastalık dönemi yaşayabilmektedir. On iki aylık bir dönem içinde dört veya daha fazla dönem yaşayan kişilerin “hızlı döngülü” bipolar bozukluğu söylenir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin %15-20’sinde hızlı döngülü hastalık tablosu gelişebilir. Bunların az bir kısmında ise gün içerisinde dahi şiddetli duygudurum oynamalarının görüldüğü “ultra hızlı döngülü” tablo ortaya çıkabilir.

BİPOLAR BOZUKLUK TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Diyabet ve kâlb hastalığı gibi, bipolar bozukluk da tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bipolar bozukluğun mani ve depresyon belirtilerini kontrol altına alabilen veya önleyebilen etkili tedaviler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, yeni araştırmalar tedavi seçeneklerini sürekli olarak arttırmaktadır (El-Mallakh ve ark. 2010).

BİPOLAR BOZUKLUK NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Bipolar bozukluğun temel tedavisi ilâçlarla yapılır. Bu hastalığın niteliğinden dolayı, çoğu zaman hem manik hem depresif belirtileri kontrol altına almak için tek ilâç yeterli olmayabilir; bu sebeple hastalık dönemine belirtilerin şiddetine bağlı olarak birden fazla ilâç kullanılması gerekebilmektedir. İlâç tedavisinin temel hedefi manik ve depresif dönemlerin sayısını azaltmaktır. Hastanın dönem sayısı ne kadar fazla olursa, belirtilerin tedaviye dirençli hâle gelmesi ihtimâli de o kadar artacaktır (Stahl 2008, Sanches ve ark. 2010).

Bu hastalıkla ilgili endofenotiplerin tam oturmamış olması, kişiselleştirilmiş farmakogenomik tedavilerin henüz yeterince gelişmemiş olmasını da dikkate alırsak, hâlâ hekimin becerisi ve bilgisi öne çıkmaktadır (Squassina ve ark. 2010).

Hekiminiz tarafından tavsiye edilebilecek bir diğer tedavi de psikolojik tedavi, yâni psikoterapidir. Bunlar genel olarak “konuşma tedavileri” olarak adlandırılabilir ve bipolar bozukluğu olan kişilere büyük fayda sağlayabilir. Psikoterapi ilâç tedavisiyle birlikte uygulandığında, kişinin ve âilelerinin bu bozukluğu anlamalarına ve hayatlarını yeniden kurmalarına yardımcı olmaktadır.

Doktorlar bipolar bozukluğun tedavisinde iki önemli evre olduğunu kabûl etmektedir: 

. Akut veya kısa süreli tedavi ve

. İdâme tedavisi veya koruyucu tedavi

Tedavinin akut evresinde amaç, manik, depresif veya karma dönem belirtilerinin tedavi edilmesidir. İdâme tedavisi, sonraki dönem veya nüksleri önlemek amacıyla tedavinin daha uzun süre devam ettirilmesi demektir.

BİPOLAR BOZUKLUĞU TEDAVİ ETMEK İÇİN HANGİ İLÂÇLAR KULLANILIR?

Bipolar bozukluğu tedavi etmek için başlıca üç tip ilâç kullanılmaktadır: Duygudurum dengeleyicileri, antidepresanlar ve antipsikotikler. Uyku sorunlarında yardımcı olmak veya anksiyete ve panik nöbetleri gibi diğer sık karşılaşılan sorunları tedavi etmek amacıyla başka ilâçlar da yazılabilmektedir.

Bipolar bozukluğun tüm evrelerinde, belirtileri kontrol altına almak amacıyla birden fazla ilâç kullanılması veya zaman içinde dozun değiştirilmesi de sık görülen bir durumdur. Bunun sebebi, belirtileri kontrol altına almak için tek ilâcın yeterli olmaması ve belirtilerin hastalığın evresine göre farklılık göstermesi olabilir.

Mani / hipomani               Antipsikotikler ve/veya benzodiyazepinler ve/veya lityum ve

veya diğer duygudurum dengeleyicileri (çoğunlukla birden fazla

ilâç gerekmektedir).

Depresyon                        Antidepresanlar -çoğunlukla lityum veya diğer duygudurum

dengeleyicilerle birlikte- eğer gerçeği değerlendirme yetisinde

bozulma varsa antipsikotikler eklenir (çoğunlukla birden fazla ilâç

gerekmektedir).

İdâme tedavisi                  Yalnızca lityum

Lityum + antipsikotik

Lityum + duygudurum dengeleyicileri

Yalnız duygudurum dengeleyicileri

Bipolar bozukluğu olan kişilerin çoğu iki veya daha fazla ilâca ihtiyaç duyduğundan, en uygun ilâçların en doğru dozlarını bulmak biraz zaman alabilmektedir. Bu, birkaç hafta ilâ birkaç ay sürebilir.

Size herhangi bir ilâç verildiğinde, doktorunuzun size aşağıdaki bilgileri vermesi önemlidir:

. Tedavinin etkileri ve amacı,

. İlâcın ne kadar sürede etki göstereceği,

. Tedavinin yan etkileri ve bunlar ortaya çıktığında ne yapmak gerektiği,

. Bu ilâcı kullanırken kaçınılması gereken besinler, içecekler, diğer ilâçlar veya faâliyetler.

Herhangi bir ilâç tipini kullanırken, bâzı kişiler istenmeyen etkiler yaşarlar, bâzıları da hiç yaşamayabilir. Yan etkiler genellikle tedavinin erken döneminde daha fazla görülmektedir ve ilâç kullanımı devam ettikçe azalmakta veya ortadan kalkmaktadır. Bunun yanı sıra, doktor dozu değiştirebilir veya yan etkilerden kaçınmak veya azaltmak amacıyla farklı bir ilâç deneyebilir. Kullanmakta olduğunuz ilâçların muhtemel yan etkileriyle ilgili daha fazla bilgi almak için, her yeni ilâç paketiyle gelen prospektüs bilgilerine bakınız ama bu prospektüslerin çoğu nâdir olan bütün yan etki ihtimâllerini sıraladığını da unutmayınız. Prospektüste ilginizi çeken her konuyu doktorunuza danışmaktan çekinmeyiniz.

Eğer bir ilâca başladıktan sonra herhangi yeni belirti veya sorun yaşarsanız, bunu doktorunuza anlatmalısınız.

DUYGUDURUM DENGELEYİCİSİ NEDİR?

Duygudurum dengeleyicileri bipolar bozukluk tedavisinin temel unsurlarıdır. Bu ilâçlar mani, hipomani ve karma dönemlerin akut belirtilerini tedavi etmek için kullanılmaktadır ve bâzı vak’alarda aynı zamanda depresif belirtilerin şiddetini azaltabilmekte ve depresyondan mani veya hipomaniye “geçişi-kaymayı” önleyebilmektedir (buna İngilizce’de “switch” denir). Duygudurum dengeleyicileri ayrıca, uzun dönemli koruyucu tedavi sırasında hastalığın daha ileri dönemlerinin tekrarlanmasını önlemek için de kullanılmaktadır.

En yaygın olarak kullanılan duygudurum dengeleyicilerinden biri lityum’dur. Hem manik hem depresif belirtilerin kontrolünde kullanılabilmektedir ve başka belirtilerin tekrar ortaya çıkmasını önlemeye yardımcı olmaktadır. Kandaki lityum düzeyinin, böbrek ve tiroid işlevlerinin kontrol edilmesi önemli olduğundan, lityum alan kişilerin düzenli kan testleri yaptırmaları gerekmektedir. Lityum tedavisinin en sık görülen istenmeyen etkileri arasında, aşırı su içme ve idrar yapma, kilo artışı, mide-bağırsak rahatsızlıkları, saç dökülmesi, baş ağrısı ve titreme sayılabilir. Bu yan etkiler çoğunlukla hafif olup, normâlde tedavinin ilk birkaç haftası içinde görülmekte ve daha sonra yatışmaktadır. Uzayan bütün belirtileri, özellikle eğer kusma, sendeleme veya bulanık görme varsa, derhâl doktorunuza bildirmeniz gerekmektedir.

Lityum hastalık belirtilerini ortadan kaldırmakta yetersiz kaldığında veya ilâca bağlı yan etkilerin sürekli olması hâlinde, hekim, karbamazepin, okskarbazepin veya valproat/valproik asid (yâhut ikisinin bir arada olduğu ilâç) gibi alternatif bir duygudurum dengeleyicisi yazabilir. Her iki ilâç da aslında epilepside kullanılmak için geliştirilmiştir, ancak hem akut maninin tedavisinde hem de idâme tedavisinde yararlı seçenekler olarak kullanılmaktadır. Daha iyi bir etki sağlamak için çoğu zaman bu ilâçlar lityum ile birlikte de kullanılmaktadır.

Eğer rahatsızlığın karma dönem veya hızlı döngü öyküsü varsa veya hasta lityum’un yan etkilerine tahammül edemiyorsa, valproat uygun bir birinci basamak tedavidir. Valproat ve karbamazepin’in muhtemel yan etkileri benzerdir. Bunlar arasında baş ağrısı, sersemlik, mide sorunları ve denge sorunları sayılabilir. Ayrıca, valproat ile saç dökülmesi ve kilo artışı görülebilirken, karbamazepin deri döküntüleri ve akyuvar sayısında azalmalara veya sıfırlanmasına (agranülositoz) sebep olabilmektedir.

Valproat, karbamazepin ve lityum diğer ilâçlarla etkileşim gösterebilir. Eğer bu ilâçları alıyorsanız, başka herhangi bir reçeteli veya reçetesiz ilâç kullanmadan önce hekiminize danışmanız gerekmektedir.

Lamotrijin, bipolar bozuklukta faydalı olduğu gösterilmiş bir diğer epilepsi ilâcıdır. Bâzı çalışmalarda bipolar depresyonun nüksetmesini önlemede etkili bulunmuşsa da, yeni araştırmalar bu bulguları desteklememektedir. İstenmeyen etkilerden bâzıları sakarlık, deri döküntüsü, baş dönmesi, sersemlik, baş ağrıları ve bulantı veya kusmadır. Lamotrijin ile deri döküntüleri hastaların %5-10’unda görülmekte ve kullanan 1000 kişiden birinde hayatı tehdit edici şiddette olabilmektedir. Özellikle valproat ile birlikte kullanımında ilâç etkileşimi açısından dikkatli olunmalıdır ve normâl dozun yarısı verilmelidir; karbamazepin ile beraber verilirken ise, tam aksine, lamotrijin dozu daha yüksek tutulmalıdır. Son senelerde lamotrijin’in etkililiği çok sorgulanır ve artık pek kullanılmaz olmuştur.

AKUT MANİDE ve BİPOLAR BOZUKLUKTA ARAŞTIRILMAKTA OLAN YENİ İLÂÇLAR

Valproat ve karbamazepin bipolar bozuklukta etkili olduğundan, araştırmacılar şu ân diğer yeni antiepileptik ilâçların duygudurum dengeleyici özelliklerini incelemektedir.

Henüz bipolar bozukluk tedavisinde ruhsatlandırılmış olmamasına mukabil, deneysel olarak akut mani, depresyon ve hızlı döngülü bâzı kişilerde topiramat tedavisinin faydaları görülmüşse de, artık hemen hiç kullanılmamaktadır çünkü ciddi yan etkileri vardır.

Antiepileptik ilâçlar: Gabapentin ve tiagabin de bipolar bozuklukta araştırılmaktadır. Gabapentin’in muhtemel yan etkileri letarji, baş dönmesi, yorgunluk ve kontrol edilemeyen göz hareketlerini içermektedir. Tiagabin alan kişilerde baş dönmesi, yorgunluk ve sinirlilik görülebilir.

BİPOLAR BOZUKLUĞU TEDAVİ ETMEK İÇİN HANGİ ANTİDEPRESANLAR KULLANILIR?

Antidepresanlar bipolar bozukluğun depresyon evresini tedavi etmek için duygudurum dengeleyiciler (msl. lityum, valproat veya karbamazepin) ile birlikte yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, antidepresanlar tek başına kullanıldığında duygudurumda depresyondan maniye ve hâttâ hızlı döngüye geçişe sebep olma bakımından bir miktar risk taşımaktadır. Bu sebeple, geçişe karşı koruma sağlamak üzere çoğunlukla bir antidepresanla birlikte bir duygudurum dengeleyicisi (msl. lityum veya bir antiepileptik ilâç) verilmektedir (Baldessarini ve ark. 2010, Fountoulakis 2010). Yıldız ve arkadaşlarının (2010) 10.800 hasta üzerinde yaptıkları bir meta-analizde, sâdece aripiprazol, asenapin, karbamazepin, kariprazin, haloperidol, lityum, olanzapin, paliperidon, ketiyapin, risperidon, tamoksifen, valproat ve ziprasidon plasebodan daha etkili bulunmuştur.

Farklı biçimlerde çalışan birçok antidepresan bulunmaktadır. Antidepresan ilâç tedavilerinin etkisi hemen hemen eşittir ve uygun biçimde kullanan kişilerin %60-70’inde etkili olmaktadır. Eğer ilk ilâç depresyon belirtilerini kontrol altına almazsa, büyük ihtimâlle bir diğeri alır ve depresyonu olan kişiler %90’a varan oranda ilâca cevap verirler. Hastanın ilâcın faydasını hissetmesi en az 2-3 haftayı ve antidepresanın tam etkisini göstermesi 6 haftayı bulmaktadır. Farklı antidepresanlar farklı yan etkilere sebep olmaktadırlar ve genel olarak, bu yan etkilerin çoğu birkaç haftalık tedaviden sonra ortadan kalkmaktadır. Yeni ilâçlar daha güvenlidir ve çoğu hastada daha az yan etki göstermektedir ve bu konuda çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır (Sidor ve Macqueen 2010).

En sık kullanılan antidepresan grupları şunlardır (Doksat 2008):

. Trisiklik antidepresanlar (TSA)

. Monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOİ)

. Seçici serotonin gerialım inhibitörleri (SSGİ)

. Bupropion (Türkiye’de sigara bağımlılığı tedavisi için de kullanılan IR formu da, XL formu da bulunmaktadır).

. Omega-3 yağ asidleri: Etkili olabilir, damar sertliğine de iyi gelir.

. Modafinil (kokain bağımlığında da kullanılmaktadır ama muhtemelen kendisinin sûiistimâl riski vardır) (Kumar 2008, Castells ve ark. 2010).

. SNGİler

. NaSSA (serotonin regülatörleri)

. NMDA antagonistleri

. Diğer dopamin agonistleri, stimülanlar…

. Dopamin parsiyel antagonistleri (msl. aripiprazol)

. Antikonvülsanlar (bâzen lamotrijin)

. Lityum (bâzen ünipolar depresyonda güçlendirme olarak)

. Tiroid hormonları: T3, T4

. Opioidler

. Dehidroepiandosteron, östrojen, androjen, kortikosteroid

. folat

. ……

TRİSİKLİK ANTİDEPRESANLAR (TSA)

Trisiklik antidepresanlar (msl. imipramin ve amitriptilin) depresyon tedavisinde kullanılan en eski ilâçlardır. Trisiklik antidepresanlar, bipolar hastalarında bir manik kaymaya veya hızlı döngüye sebep olma açısından en yüksek eğilime sâhiptir ve ancak eğer diğer ilâçlar etkili değillerse bipolar depresyonda kullanılırlar. Tam etki elde etmek için birkaç hafta süreyle düzenli olarak, kesintisiz kullanılmaları gerekmektedir.

Trisiklik antidepresanlar sıklıkla ağız kuruluğu, bulanık görme, mide bağırsak sorunları, idrar tutukluğu ve kabızlık, kâlb sorunları, baş dönmesi ve kiloda değişikliğe sebep olabilmektedir. 

MONOAMİN OKSİDAZ İNHİBİTÖRLERİ (MAOİ)

Monoamin oksidaz inhibitörleri (tranilsipromin, nialamid ve fenelzin) ülkemizde bulunmamaktadır. MAOİ alan kişiler belirli besinlerden (tiramin ihtiva eden gıdâ ve içkilerden) kaçınılan sıkı bir diyet izlemek zorundadır, zira bu ilâçlar bâzı besinlerle etkileşime girerek kan basıncında tehlikeli ölçüde yüksek artışlara neden olabilmektedir. MAOİ tedavisi sırasında kaçınılması gereken besinler arasında peynir, kırmızı şarap ve işlenmiş etler sayılabilir. MAOİ ile muhtemel yan etkiler baş dönmesi, bayılma, baş ağrısı, titremeler ve kas seğirmeleridir. Ülkemizde bu gruptan ancak besinlerle etkileşmeyen geri dönüşlü bir monoamin oksidaz inhibitörü türü olan moklobemid bulunmaktadır ama bipolar depresyonda pek bir yeri yoktur. 

SEÇİCİ SEROTONİN GERİ-ALIM İNHİBİTÖRLERİ (SSGİ)

Seçici serotonin geri-alım inhibitörleri (fluoksetin, sitalopram, essitalopram, paroksetin, fluvoksamin ve sertralin) depresyon tedavisinde ilk seçenek olarak TSA ve MAOİlerinin yerini almıştır. SSGİlerin daha az yan etkileri vardır ve hastalar tarafından çok daha fazla kabûl görmektedir (Gonul ve ark. 2005).

SSGİnin maniye kaymaya yol açma ihtimâlleri daha düşük görünmektedir, ancak etkililik açısından TSAlardan daha iyi değildirler. Bununla birlikte, daha hafif yan etkileri sebebiyle, özellikle aşağıdaki hastalarda ilk tercih edilecek antidepresanlar olarak kabûl edilmektedirler: 

. Yaşlı hastalar

. Kâlb-damar hastalığı olan hastalar

. İlâçla intihar riski olan hastalar

. Sürücüler

Genel olarak, SSGİ baş ağrısı, terleme artışı, bulantı, mide rahatsızlığı, ishâl, uyku güçlüğü, sersemlik ve titremelere neden olabilir. Kilo kaybı ve iştahsızlık kilo artışından daha sıktır. Bâzı kadın hastalarda orgazma ulaşamama, erkek hastalarda ise sertleşme güçlüğü, boşalmada gecikme gibi cinsel sorunlara sebep olabilirler.

NORADRENALİN GERİALIM İNHİBİTÖRLERİ (NAGİ)

Noradrenalin geri-alım inhibitörleri (NAGİ) yeni bir antidepresan grubudur. Reboksetin en iyi bilinen NAGİdir. Araştırmalar, reboksetin’in şiddetli depresyonda etkili olduğunu göstermiştir. Reboksetin’e TSAdan daha iyi tahammül edilir ve daha az yan etki çıkarır. SSGİlere kıyasla daha az cinsel soruna sebep olur. Reboksetin ile en sık bildirilen yan etkiler ağız kuruluğu, kabızlık, uykusuzluk, terlemede artış ve kâlb atım hızında artıştır. Bu gruba yakın olan köprülü trisiklik grubundan daha eski bir antidepresan olan maprotilin de ağırlıkla noradrenalin üzerinden etkilidir.

SEROTONİN VE NORADRENALİN GERİALIM İNHİBİTÖRLERİ (SNGİ)

Serotonin – noradrenalin gerialım inhibitörleri bir diğer antidepresan sınıfıdır. TSAa benzer etkililiktedir ama onlardan daha az yan etkilidir. En iyi bilinen örneği venlafaksin’dir. Ayrıca milnasipran ve duloksetin de bu gruptadır. Muhtemel yan etkileri arasında bulantı, baş dönmesi, terleme, sinirlilik, kabızlık, arteriyel tansiyon yükselmesi ve idrar tutukluğu sayılabilir. Bu ilâçlarda “tek molekülle polifarmasi” yâni tek molekülle birden fazla ilâç etkisi elde edilmektedir.

NORADRENERJİK VE SPESİFİK SEROTONİNERJİK ANTİDEPRESAN (NASSA)

Serotonin – noradrenalin geri-alım inhibitörlerine benzer, tetrasiklik özellikte bir antidepresan olan mirtazapin bu gruptadır. Bunlara serotonin regülatörleri de denmektedir. Bu etki mekanizmasının bâzı özelliklerini taşıyan daha eski bir antidepresan olan mianserin’e benzer. Uyku ve iştah artışı, kilo alma, baş dönmesi gibi yan etkiler görülebilir.

Bupropion ABD’de yaygın olarak kullanılan bir antidepresandır. Türkiye’de IR formu sigara bağımlılığı tedavisi için onay almıştır; XL formu da majör depresyonda onay almış olup, bipolar depresyonda en fazla tavsiye edilen ajandır ve ülkemizde mevcuttur. Bupropion ile muhtemel yan etkiler arasında ajitasyon, ağız kuruluğu, aşırı terleme, baş dönmesi, iştahsızlık, titreme ve bulanık görme sayılabilir. Yüksek dozlarda (450 mg üstü) epilepsi nöbetlerini tetikleyebilir veya psikotik tabloları alevlendirebilir. NAGİ ve pro-dopaminerjik ilâçlarla birlikte kullanılmaları çok dikkatle uygulanmalarıdır. Şizofrenlerde ve muhtemelen psikotik bipolar hastaların depresyonlarında da verilebilir (Englisch ve ark. 2010).

NMDA reseptör antagonisti ketamin’in akut ve kalıcı antidepresan etkisi (Maeng ve Zarate 2007, Mathew ve ark. 2008) gösterilmiş ama bipolar bozuklukta kullanımı teyit edilmemiştir.

Skopolamin’in benzer etkisi de yeni ufukların önümüzde olduğunu gösteriyor (Janowsky 2007) ama bipolar bozuklukta kullanımı teyit edilmemiştir.

Melatonin depresif olan hastalarda disforiyi arttırır (Carman ve ark. 1976). Melatonin molekülüne eklenmiş 5HT2C antagonizmasının hâricinde ayırt edici özelliği tarafımızdan tam olarak anlaşılamayan agomelatin hem M1 hem M2 reseptörlerine agonist olarak, hem de 5HT2B reseptörlerine antagonist olarak bağlanmakta (Stahl 2008, s. 658, 661); ayrıca, diğer antidepresanlara karşı belli bir üstünlüğü de gösterilmiş değil (Olié ve Kasper 2007, Howland 2007) ama bipolar bozuklukta kullanımı teyit edilmemiştir.

Belli özel gruplarda antidepresan kullanılması için dikkate alınması icap eden hususlar bir tablo hâlinde özetlenmiştir (Pies 2005):

APler

ANTİPSİKOTİKLER NASIL YARDIMCI OLABİLİR?

Antipsikotik (klâsik ismiyle nöroleptikler) ilâçlar, psikotik belirtiler olan hallüsinasyonları (hayâl görme, ses veya kokular, bütün duyularla ilgili duyumsamalar) ve hezeyanlar (aksi ispatlandığı hâlde değiştirilemeyen sâbit ve gerçek dışı inançlar), şiddetli taşkınlık yâhut saldırganlık gibi belirtileri kontrol altına almak amacıyla bipolar bozukluğun manik dönemi sırasında veya ağır depresyonda kullanılmaktadır. Bu ilâçlar tablet olarak veya bâzen de kalçadan iğne şeklinde alınabilmektedir. Ayrıca “depo” olarak adlandırılan, 2-4 haftada bir kalçadan uygulanan şekilleri de vardır. Antipsikotik ilâçlar iki tipe ayrılabilir: Birinci nesil veya tipik antipsikotikler ve ikinci nesil veya atipik (yeni) antipsikotikler; (hâttâaripiprazol gibi üçüncü nesil) de piyasaya çıkmıştır.

TİPİK ANTİPSİKOTİKLER

En yaygın tipik antipsikotik ilâçlar şunlardır: Klorpromazin, haloperidol, pimozid ve trifluoperazin.  Nöropsikiyatrik yan etkilerinden dolayı “nöroleptikler” de denir. Tipik antipsikotikler akut mani epizodlarının kontrolünde son derece etkilidir. Ancak, bu ilâçlar bâzı hastaların ilâçlarını bırakmalarına yol açan bir takım istenmeyen yan etkilerle ilişkili bulunmaktadır.

Bu gruptan bâzı ilâçların yan etkileri arasında ağız kuruluğu, kabızlık, bulanık görme ve zihin bulanıklığı sayılabilir. Ayrıca, bu grup genel olarak istenmeyen kas sertliği, kasılmalar, huzursuzluk, yerinde duramama, ellerde titreme veya uyku artışına sebep olabilir.

ATİPİK veya YENİ NESİL ANTİPSİKOTİKLER

Atipik antipsikotik ilâçların kullanıma sunulması bipolar bozukluk için tedavi seçeneklerini büyük ölçüde geliştirmiştir. Bu yeni ilâçlar daha geniş bir yelpazedeki belirtilere karşı etkilidir ve tipik antipsikotiklere kıyasla daha az yan etkiye sâhiptir. Bâzı örnekleri şunlardır:

. Klozapin

. Risperidon

. Paliperidon

. Olanzapin

. Ketiyapin

. Ziprasidon

. Aripiprazol (üçüncü nesil dopamin dengeleyicisi)

KLOZAPİN

Klozapin manik ve psikotik belirtilere karşı iyi etki göstermektedir ve hızlı döngülü hastalarda özellikle etkili olabilir. Bununla birlikte, klozapinakyuvar sayısında azalmalara veya sıfırlanmaya (agranülositoz) neden olabilir, bu sebeple önce haftalık sonra aylık olarak düzenli biçimde kan testleri yapılması mecburîdir. 

RİSPERİDON

Risperidon antimanik ve muhtemelen duygudurum dengeleyici etkilere sâhiptir ve tedaviye cevap vermeyen manide faydalı olduğu gösterilmiştir. Uzun etkili depo formu da mevcuttur (mikropellet kapsüller içinde muhafaza edilen ilâç haftalar zarfında kana geçer).

Özellikle küçük dozlarda kas rahatsızlıklarına (msl. huzursuzluk, titremeler ve kasılmalara) sebep olmadan klinik faydalar sağlayabilir. Ayrıca eski ve yeni antipsikotiklere kıyasla daha az sedasyon ve kilo artışı söz konusudur. Hastaların bâzıları risperidon ile kaygı, anksiyete, uyku hâli, baş dönmesi ve döküntü gibi yan etkiler bildirmiştir. 

PALİPERİDON

Risperidon’un majör metabolitidir. Etki mekanizması da muhtemelen çok farklı değildir (D2 ve 5-HT2A antagonizması). Paliperidon palmitat şeklinde depo enjeksiyonu da mevcuttur. Ana molekülü olan risperidon’dan farklı veya üstün bir etkililik, yan etki ve istenmeyen etki profiline sâhip olduğu düşünülmemektedir (Karamustafalıoğlu 2009, Dilbaz ve Enez 2009, Gönül ve ark. 2009, Richelson 2010).

OLANZAPİN

Antimanik ve muhtemelen duygudurum dengeleyici özelliklere sâhiptir. İdâme tedavisi olarak kullanıldığında, olanzapin ile kilo artışı ve gündüz uyku hâline neden olabilir. Klinik çalışmalarda, olanzapin’in en sık bildirilen yan etkileri sersemlik, ağız kuruluğu, baş dönmesi ve yorgunluk olmuştur. 

ZİPRASİDON

İlk araştırmalar, ziprasidon’un akut manide iyi etki gösterdiğini, nispeten hafif yan etkileri, özellikle daha az kilo artışı olduğunu göstermiştir. En sık bildirilen yan etkileri uyku hâli, hazımsızlık, bulantı, kusma, ajitasyon, yerinde duramama, baş dönmesi, titreme olmuştur.

KETİYAPİN

Ketiyapin de bipolar bozuklukta kullanılmaktadır, antimanik ve muhtemelen duygudurum dengeleyici özelliklere sâhiptir. Veriler manik, depresif ve karışık belirtilerin tedavisinde etkililiği olduğunu düşündürmektedir. En sık bildirilen yan etkileri somnolans, baş dönmesi, ağız kuruluğu, kabızlık, âniden ayağa kalkınca tansiyon düşmesi olmuştur. Antidepresan etkisi çok tartışmalıdır; buna karşılık, sıkıntı giderici ve uyku getirici amaçlarla kullanılmaktadır. Bipolar depresyondaki etkisi ispatlanmamıştır.

ARİPİPRAZOL

Beyinde striatum, limbik bölgeler, frontal korteks gibi bölgelerde dopamin azalırsa çoğaltan, çoğalırsa azaltan (dopamin regülatörü) bir ilâç olup, Üçüncü Nesil Antipsikotik ismi verilmektedir. 10-15 mg dozlarında 2-4 mg klonazepam’la beraber verildiğinde antimanik, antipsikotik, 1-5 mg dozlarında diğer antidepresanlarla beraber verildiğinde antidepresan etkisi vardır. Monoterapide bipolar depresyonda etkisi nispeten zayıfken, yeni manik epizodları önleyici etkisi çok daha fazladır (Fountoulakis ve ark. 2010).

Esasen bütün yeni nesil antipsikotiklerin etkililik, yan ve istenmeyen etkiler profilleri çok büyük fark göstermemektedir ve hastadan hastaya değişmektedir (Cascade ve ark. 2010).

BİPOLAR BOZUKLUĞU TEDAVİ ETMEK İÇİN BAŞKA HANGİ İLÂÇLAR KULLANILABİLİR?

ANTİ – ANKSİYETE İLÂÇLARI

Minör trankilizanlar veya anksiyete gidericiler olarak da bilinen bu ilâçlar bâzen anksiyete veya ajitasyonu kontrol altına almak ve uyku sorunlarına yardımcı olmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu ilâçlar hızlı etki göstermekte ve belirtilerin kısa süreli hafifletilmesinde etkili olabilmektedir.

Ancak, bağımlılık veya alışkanlık riski önemli bir sorun oluşturmaktadır; alışkanlık yapan etkileri ve sebep olduğu yoksunluk belirtilerinden dolayı, bâzı kişiler bu ilâçları bırakmaya çalıştıklarında sorunlar yaşayabilmektedir. Bu sebeple, anti-anksiyete ilâçları yalnızca gerekli olduğunda kısa bir süre için yazılacaktır. Bipolar bozuklukta sık yazılan anti-anksiyete ilâçları klonazepam (bağımlılık riski çok düşük), diyazepam (tercih edilmemeli), alprazolam ve lorazepam’dır (bağımlılık riski en yüksek).

TİROİD İLÂÇLARI

Bâzı bipolar bozuklukları, tiroid bezi faâliyetinin azaldığı hipotiroidizm tablosu yaşayabilir. Ancak, levotiroksin gibi bir tiroid hormonu ile tedavi birçok yarar sağlayabilmektedir. Bâzı bipolar bozukluklar, depresif ve manik belirtilerin şiddetinde önemli azalmanın yanı sıra, hayat kalitesinde artış yaşamıştır.

BİPOLAR BOZUKLUĞU TEDAVİ ETMEK İÇİN BAŞKA HANGİ YÖNTEMLER KULLANILABİLİR?

İlâçlara ek olarak, bipolar belirtilerin kontrolünde kullanılabilecek diğer birçok tedavi bulunmaktadır. Bunlar:

. Elektrokonvülsif terapi (EKT)

. Transkraniyal manyetik sinir uyarımı (TMS)

. Uyku yoksunluğu

. Işık terapisi (fototerapi)

. Vagal stimülasyon (VS)

. Derin beyin uyarımı (DBS)

. Neurofeedback (NF)

. Nöroşirurji (beyin cerrahisi).

ELEKTROKONVÜLSİF TERAPİ NEDİR?

Geçmişte EKT hakkında çok fazla olumsuz yayın yapılmakla birlikte, birçok doktor bunu bipolar bozukluğun tedavisinde ilâçlara bir alternatif olarak görmektedir. EKT, fiziksel durumları nedeniyle herhangi bir ilâç tedavisi uygulanamayan (msl. kronik hastalıkları olan yaşlı kişiler), intihar düşünceleri olan ve dirençli tip hastalar için faydalı bir seçenektir. EKT sırasında, yaklaşık yarım saniye süreyle beyinden elektrik akımı geçirilmektedir. Günümüzde bu işlem anestezi altında ve bir adale gevşetici kullanılarak yapılmaktadır. EKT oldukça güvenlidir ve herhangi bir ilâç tedavisinden daha hızla etki göstermektedir. EKT çoğunlukla, ilâç tedavileriyle kontrol sağlanamayan şiddetli depresyon ve mani epizodları için faydalıdır (Loo ve ark. 2010).

EKT yapılırken lityum kesilmeli, antiepileptikleri de mümkünse tamamen kesmelidir; karbamazepin bu açıdan en az sıkıntı yaratan antiepileptiktir. 

TRANSKRANİYAL MANYETİK SİNİR UYARIMI NEDİR?

Tekrarlanan Transkraniyal Manyetik Sinir Uyarımı (rTMS) hâlen depresyon tedavisinde EKT’ye ve muhtemelen bâzı ilâçlara daha kabûl edilebilir bir seçenek olarak geliştirilmeye çalışılmaktadır. rTMS sırasında beyin işlevini etkilemek üzere titreşimli manyetik alanlar kullanılmaktadır; anestezi gerektirmemekte, dolayısıyla hasta ayık kalabilmektedir. Uzmanlar rTMS’nin bipolar bozukluk tedavisinde umut verici olduğunu düşünmektedirler ancak çalışmalar deneysel niteliklidir ve henüz bilimsel olarak onaylanmış ve kabûl edilmiş değildir. Maâlesef bâzı hastânelerde veya muayenehânelerde amacını aşacak şekilde kullanılmaktadır (Doksat ve Aslan 2006). En son yayınlarda dahi ya çok küçük serilerde geçici başarı bildirilmekte, ya da belirsizlik sürmektedir (Dell’Osso ve ark. 2009a, b, Dell’Osso ve ark. 2010).

rTMS ile epilepsi nöbeti geçirilmesi tekniğinin ise EKT’ye hiçbir üstünlüğü gösterilememiştir. 

UYKU YOKSUNLUĞU NASIL YARDIMCI OLMAKTADIR?

Uyku yoksunluğu bipolar bozukluk için bir başka olası tedavidir. Bir gece veya daha fazla uyanık kalmanın antidepresan etkileri olabilmektedir. Belirli merkezlerde uygulanmaktadır. Doktorunuz tarafından gerekçeleri açıklanıp tavsiye edilmedikçe, asla kendiliğinizden uyku yoksunluğuna kalkışmamalısınız.

IŞIK TERAPİSİ (FOTOTERAPİ) NASIL YARDIMCI OLABİLİR?

Birkaç saat yüksek yoğunlukta ışığa mâruz kalındıktan sonra depresyon belirtilerinde azalma görüldüğü düşünülmektedir. Sonbahar ve kışın kısa günleri ve dolayısıyla gün ışığı eksikliği, bâzı kişilerde mevsimsel affektif bozukluk (SAD) olarak bilinen depresyonu tetikleyebilmektedir. Bu, her gün kısa sürelerle parlak yapay ışığa mâruz kalınarak tedavi edilebilmektedir. Uzmanlar, ışık tedavisinin vücudu genellikle uzun ilkbahar ve yaz günlerinde yaşanan (günlük) ritme sokarak etki gösterdiği kanaâtindedir. Bu, depresyonun fizyopatolojisinde rol oynayan nörokimyasal değişikliklere bağlı olabilir. Bu yöntem de özel geliştirilmiş araçlarla uygulanmaktadır. Herhangi bir ışığa mâruz kalmak yeterli olmayacaktır. Kuzey Avrupa ülkeleri gibi bölgelerdeki hastalarda daha etkiliyken, ülkemizde bu sonuçlara ulaşılamamıştır.

VAGAL STİMÜLASYONUN FAYDASI VAR MIDIR?

Bu tedavi hakkında hiçbir yeterli delil yoktur, deneme aşamasındadır (Beekwilder ve Beems 2010).

DERİN BEYİN UYARIMININ FAYDASI VAR MIDIR?

Bu tedavi hakkında hiçbir yeterli delil yoktur, deneme aşamasındadır (Zyss ve ark. 2010).

NEUROFEEDBACK TEDAVİSİNİN FAYDASI VAR MIDIR?

Neurofeedback (NF) terapi uygulayıcıları, değişik klinik şartlarda NF’in kullanımının olduğunu, hâttâ sağlıklı bireylerde performans artımı için kullanılabileceğini ileri sürmüşlerdir. Yine de, NF terapisine ilişkin yayınlar güçlü kontroller içermediği ve metodolojik yetersizlikleri sebebiyle bilim ve araştırma çevrelerinin geniş bir kesimi tarafından ciddi biçimde eleştirilmiştir. NF uygulama alanı, hastalarda çoğunlukla yeterli eğitim almamış sıradan uygulayıcılar tarafından verilen yanlış veya uygunsuz tedavi sonucu ortaya çıkan anlamlı ters etkilere sebep olabilme potansiyelini taşımaktadır. Güvenilir bilimsel delil yoktur (Kose ve Semerci 2010).

NÖROŞİRURJİK TEDAVİ NE ZAMAN UYGULANABİLİR?

Ancak her türlü tedaviye tam cevapsızlık görülen ve çok şiddetli seyreden hastalarda en son alternatif olarak düşünülebilir (Lipsman ve ark. 2010).

NE ZAMAN HASTÂNEYE YATIŞ GEREKİR?

Hastânede tedavi normâl olarak bipolar bozukluğun şiddetli belirtilerini kontrol altına almak amacıyla kullanılmaktadır. Şiddetli mani sırasında, kişinin kendine veya başkalarına zarar vermesi ve pervâsızca saldırganlık davranışlarıyla başa çıkabilmek için profesyonel yardım şarttır. Depresyondaki bir hasta intihar eğilimi gösterdiğinde de hastâne tedavisi gerekebilir. 

PSİKOTERAPİ BELİRTİLERİN KONTROLÜNE NASIL YARDIMCI OLUR?

Bipolar bozuklukla başa çıkabilmeyi başarmak tedavinin en önemli bölümüdür. Psikoterapi ilâç tedavileriyle birlikte uygulandığında, hastalara ve âilelerine destek, eğitim ve rehberlik sağlamaktadır. Örneğin hastaların manik ve depresif dönemleri tetikleyen stres etkenlerini fark etmelerine ve bunlardan kaçınmalarına yardımcı olabilir. Psikoterapi ayrıca, gelişmekte olan bir hastalık döneminin erken belirtilerini tesbit etmeye de yardımcı olabilir. Çoğu zaman, hızla başlatılan tedavi tam gelişmiş bir depresyon veya mani epizodu krizini önleyebilir.

Psikoterapi bireysel olarak hasta üzerinde yoğunlaşabilir, hastanın âilesini de içerebilir veya benzer sorunları olan hastalara grup olarak uygulanabilir. 

Bipolar bozuklukta üç tip psikoterapi özellikle yararlıdırDavranışçı, bilişsel ve kişiler-arası terapi. 

Davranış terapisi, bipolar bozukluk belirtileriyle nasıl uğraşılacağı üzerinde yoğunlaşmakta ve kişilerde yeni hastalık dönemlerini ortaya çıkarabilecek streslerle başa çıkmasına yardımcı olabilmektedir.

Bilişsel terapi, kişilerin depresif ve yükselmiş duygudurumlar sırasında ortaya çıkan çarpık düşünceler ve inançları tanımlamalarına ve karşı koymalarına yardımcı olmaktadır. Örneğin, depresyon epizodlarına eşlik eden aşırı karamsar düşüncelerin üstesinden gelmek için kullanılabilir. 

Kişilerarası terapi, bipolar bozukluğun ilişkiler üzerinde yaratabileceği gerilimin azaltılması üzerinde yoğunlaşmaktadır. Eğer eşlik eden B kümesi kişilik bozukluğu mevcutsa, tercih edilmemelidir. 

 

BİPOLAR BOZUKLUĞUN SEVK ve İDÂRESİ

BEN NE YAPABİLİRİM?

Tedavinizin başarı şansını en üst düzeye çıkarmak için atabileceğiniz birkaç önemli adım bulunmaktadır:  

DURUMUNUZU ANLAMAK

Bipolar bozukluk ve tedavisi hakkında öğrenebileceğiniz her şeyi öğrenin. Kitaplar ve broşürler okuyarak, doktorunuzla konuşarak veya bir hasta destek grubuna katılarak hastalığınız konusunda bir uzman olun.

TEDAVİNİZDE FAÂL BİR ORTAK OLARAK YER ALIN

Hastalığınızın başarılı tedavisi siz ve doktorunuz arasında iyi bir ilişki kurulmasına bağlıdır. Randevularınızdan sonuna kadar yararlanmak için, doktorunuza sormak isteyebileceğiniz tüm soruları randevuya gitmeden önce yazmanız çoğu zaman yardımcı olacaktır. Her şey hakkında soru sormaktan çekinmeyin; bu belirtiler bir yan etki veya ilâcınızı nasıl alacağınızla ilgili olabilir. Bu konular hakkında doktorunuzun size soru sormasını beklemeyin. Kafanızdaki her şeyi doktorunuza sorun. Bu şekilde tedavinizde etkin biçimde yer alarak, iyileşmenizin kontrolünü daha fazla ele geçirecek ve başarı şansınızı arttıracaksınız. Eğer herhangi bir yan etki yaşarsanız veya daha iyiye gitmediğinizi hissederseniz, doktorunuzla konuşmalısınız. Eğer doktorunuza karşı dürüst olmazsanız, size uygun biçimde yardımcı olamaz. Randevunuza bir âile üyesi veya arkadaşınızı dâvet etmeniz de, endişeleriniz hakkında konuşmanıza ve doktorun ilâçla ilgili söylediklerini hatırlamanıza yardımcı olacaktır.

BİR DUYGUDURUM ÇİZELGESİ KULLANMAK

Doktorunuzu ziyaretiniz sırasında, özellikle eğer hastaysanız, geçen birkaç hafta veya ay boyunca yaşadığınız belirtileri hatırlamanız zor olabilir. Duygudurumunuzu günlük olarak kaydederek, doktorunuzun hangi tedavinin hastalığınız için en iyi olduğuna karar vermesine yardımcı olacak çok daha güvenilir bilgiye sâhip olacaksınız. Duygudurumunuzun çizelgesini çıkarmanız, duygudurum evreniz, ilâç düzeyleri ve stresli olaylar gibi önemli bilgi parçalarını bir araya toplamanıza imkân verecektir.

ERKEN İKAZ BELİRTİLERİNİ FARK ETMEK

Bir duygudurum atağının erken belirtileri her kişide farklı olabilir. Kendi erken uyarı belirtilerinizi ne kadar iyi idrak ederseniz, tam bir epizodu önlemek için o kadar hızla yardım alabilirsiniz. Araştırmalar, bipolar bozukluğu olan hastaların %70-80’inin erken alâmet veya belirtilerini fark edebildiğini göstermiştir. Bir mani veya depresyon epizodunun erken belirtileri arasında en sık görülenler şunlardır:

. Duygudurumda, uyku, enerji, benlik değeri, cinsel ilgi ve konsantrasyonda hafif değişiklikler,

. Yeni projelere girme istekliliği,

. Ölüm düşünceleri (veya âni iyimserlik),

. Giysilerin rengi veya kozmetiklerde âni değişiklikler.

BİR EPİZOD GELİŞME RİSKİNİ AZALTMAK

Aşağıdaki ipuçları, bâzen daha şiddetli epizodlara yok açabilen küçük duygudurum dalgalanmaları ve stresleri azaltmanıza yardımcı olabilir:

. Uyku düzeninizi koruyun – düzensiz uyku duygudurum belirtilerini tetikleyebilir,

. Fazla alkol veya kafein tüketiminden ya da uyuşturucu maddeleri kullanmaktan kaçının – bunlar duygudurum dalgalanmalarını tetikleyebilir (McIntyre ve ark. 2008),

. Stresli durumlardan kaçının ya da stresle nasıl daha iyi başa çıkacağınızı öğrenin – gevşeme ve rahatlamaya vakit ayırın,

. Günlük alkol, kafein ve reçetesiz satılan bâzı nezle, allerji ve ağrı ilâçlarını kullanma konusunda dikkatli olun. Bu maddelerin küçük miktarları bile uyku, duygudurum veya ilâçlarınızı olumsuz etkileyebilir.

. Düzenli egzersiz yapın.

ÂİLE VE ARKADAŞLAR YARDIMCI OLABİLİR

Kendinizi daha iyi hissetmeniz başkalarının yardımıyla daha kolaydır. Âileniz ve arkadaşlarınızın teşviki ve desteği hastalığınız sırasında son derece önemlidir. Meselâ, doktorunuzu ziyaretinizde size eşlik edebilir veya ilâçlarınızı doğru aldığınızı kontrol edebilirler. Ayrıca, iyi olduğunuzda bir eylem plânı hazırlamak da, daha sonra herhangi bir belirti geliştiğinde hem sizin hem âilenizin hazırlıklı olmasını ve ilgili bütün kişilerin ne yapılması gerektiğini bilmelerini sağlamaya yardımcı olacaktır.

Hafif bir mani epizodu (hipomani) sırasında, hastalar davranışlarının olağan dışı olduğunun farkında olmayabilir veya hasta olduklarını yâhut tedaviye ihtiyaç duyduklarını inkâr edebilirler. Arkadaşlarınız ve âileniz, gelmekte olan bir epizodun gözden kaçabilecek erken ikaz belirtilerini fark edebilir ve sizi tedaviye ihtiyacınız olduğuna ikna edebilirler.

BAŞARILI TEDAVİ SİZE DE BAĞLIDIR

Belirtilerinizi kontrol altına almaya ve tekrarlamalarını önlemeye yardımcı olmak için, ilâçlarınızı tâlimatlara uygun olarak almanız çok önemlidir. Ne kadar işe yaradığından emin olmasanız veya sizi nasıl hissettirdiği konusunda endişeleriniz olsa bile, doktorunuzla konuşuncaya değin ilâçlarınızı almaya devam edin.

Kendinizi daha iyi hissetmeye başladığınızda da, belirtileri kontrol altında tutmak için ilâcınızı her gün almaya devam edin. Bipolar bozukluk bu açıdan diyabet veya kâlb hastalığı gibi diğer uzun dönemli hastalıklara benzemektedir (zihinsel şeker hastası). Bu hastalıkları olan hastalar, kandaki şeker düzeylerini veya kan basınçlarını düşük tutmak için ilaçlarını her gün almalarının çok önemli olduğunu bilirler.

Eğer ilâcınızı almayı unutursanız, o dozu atlayarak bir sonraki dozunuzu alın. Dozu iki katına çıkarmayın.

Eğer ilâcınızı ne zaman alacağınızı hatırlamada güçlük çekiyorsanız, bir haftalık ilâçlarınızı koyabileceğiniz bir kutu, saat veya telefonunuzun alârmı veya cep takvimi gibi hatırlatıcıları kullanmayı deneyin. Ayrıca, ilâcınızı her gün aynı saatte yaptığınız bir işten önce veya sonra, örneğin yemeklerden sonra veya yatmadan önce almanız da yardımcı olabilir.

 

Prof.Dr.Kerem Doksat

 

KAYNAKLAR

Baldessarini RJ, Vieta E, Calabrese JR, Tohen M, Bowden CL (2010) Bipolar depression: overview and commentary. Harv Rev Psychiatry; 18(3): 143-157.

Beekwilder JP, Beems T (2010) Overview of the clinical applications of vagus nerve stimulation. J Clin Neurophysiol; 27(2): 130-138.

Carman JS, Post RM, Buswell R, Goodwin FK (1976) MELATONIN. Am J Psychiatry; 133: 1181–1186.

Cascade E, Kalali AH, Mehra S, Meyer JM (2010) Real-world data on atypical antipsychotic medication side effects. Psychiatry (Edgmont). 2010; 7(7): 9-12.

Castells X, Casas M, Pérez-Mañá C, Roncero C, Vidal X, Capellà D (2010) Efficacy of psychostimulant drugs for cocaine dependence. Cochrane Database Syst Rev; (2): CD007380.

Doksat MK (2008) Üçüncü Nesil Antidepresanları Kullanma Kılavuzu. İstanbul: Sigma Publishing.

Doksat MK, Aslan S (2006) Tekrarlanan transkraniyal manyetik stimülasyon (rTMS) ve depresyon tedavisi. Yeni Symposium; 44(2): 92-99.

Englisch S, Inta D, Eer A, Zink M (2010) Bupropion for depression in schizophrenia. Clin Neuropharmacol; 33(5): 257-259.

El-Mallakh RS, Elmaadawi AZ, Loganathan M, Lohano K, Gao Y (2010) Bipolar disorder: an update. Postgrad Med; 122(4): 24-31.

Dell’Osso B, Mundo E, D’Urso N, Pozzoli S, Buoli M, Ciabatti M, Rosanova M, Massimini M, Bellina V, Mariotti M, Altamura AC (2009) Augmentative repetitive navigated transcranial magnetic stimulation (rTMS) in drug-resistant bipolar depression. Bipolar Disord; 11(1): 76-81.

Dell’Osso B, Altamura AC (2009) Augmentative transcranial magnetic stimulation (TMS) combined with brain navigation in drug-resistant rapid cycling bipolar depression: a case report of acute and maintenance efficacy. World J Biol Psychiatry; 10(4 Pt 2): 673-676.

Dell’Osso B, D’Urso N, Castellano F, Ciabatti M, Altamura AC (2010) Long-term efficacy after acute augmentative repetitive transcranial magnetic stimulation in bipolar depression: a 1-year follow-up study. J ECT; 2010 Oct 1. [Epub ahead of print].

Dilbaz N, Enez A (2009) Antipsikotik ilaçlarla tedavide yeni bir teknoloji: paliperidon. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni;19(Suppl. 2): S316-S325.

Fountoulakis KN (2010) Pharmaceutical treatment of acute bipolar depression. F1000 Med Rep23; 2. pii: 47.

Fountoulakis KN, Vieta E, Schmidt F (2010) Aripiprazole monotherapy in the treatment of bipolar disorder: A meta-analysis. J Affect Disord; Oct 30. [Epub ahead of print].

Gonul AS, Doksat K, Eker Ç, Eker OD (2005) Managing Treatment-Resistant Depression: Focusing on Increasing Serotonergic Transmission. Trends in Serotonin Uptake Inhibitor Research. Shirley AC, editor.New York: Nova Medical Books, 1-27.

Gönül AS, Eker Ç, Şimşek F (2009) Antipsikotiklerin güvenilirlik ve tolearabilitesine yeni bir yaklaşım. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni; 19(Suppl. 2): S326-S334.

Howland RH (2007) Agomelatine: a novel atypical antidepressant. J Psychosoc Nurs Ment Health Serv; 45(12): 13–17.

Janowsky DS (2007) Scopolamine as an antidepressant agent: theoretical and treatment considerations. Curr Psychiatry Rep; 9(6): 447–448.

Karamustafalıoğlu O (2009) Şizofreni tedavisinde yeni hedefler: paliperidon. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni; 19(Suppl. 2): S341-S342.

Kemp DE, Gao K, Chan PK, Ganocy SJ, Findling RL, Calabrese JR (2010) Medical comorbidity in bipolar disorder: relationship between illnesses of the endocrine/metabolic system and treatment outcome. Bipolar Disord; 12(4): 404-143.

Kemp DE, Gao K, Ganocy SJ, Caldes E, Feldman K, Chan PK, Conroy C, Bilali S, Findling RL, Calabrese JR (2009) Medical and substance use comorbidity in bipolar disorder. J Affect Disord; 116(1-2): 64-69.

Kose S, Semerci B. Psikiyatrik bozukluklarda neurofeedback terapisi (2010) Klinik Psikofarmakoloji Bülteni; 20(3): 193-195.

Kumar R (2008) Approved and investigational uses of modafinil: an evidence-based review. Drugs; 68(13): 1803-1839.

Lipsman N, McIntyre RS, Giacobbe P, Torres C, Kennedy SH, Lozano AM (2010) Neurosurgical treatment of bipolar depression: defining treatment resistance and identifying surgical targets. Bipolar Disord; 12(7): 691-701.

Loo C, Katalinic N, Mitchell PB, Greenberg B (2010) Physical treatments for bipolar disorder: A review of electroconvulsive therapy, stereotactic surgery and other brain stimulation techniques. J Affect Disord; Sep 20. [Epub ahead of print]

Maeng S, Zarate CA Jr (2007) The role of glutamate in mood disorders: results from the ketamine in major depression study and the presumed cellular mechanism underlying its antidepressant effects. Curr Psychiatry Rep; 9(6): 467–474.

McIntyre RS, Nguyen HT, Soczynska JK, Lourenco MT, Woldeyohannes HO, Konarski JZ (2008) Medical and substance-related comorbidity in bipolar disorder: translational research and treatment opportunities. Dialogues Clin Neurosci; 10(2): 203-213.

Olié JP, Kasper S (2007) Efficacy of agomelatine, a MT1/MT2 receptor agonist with 5-HT2C antagonistic properties, in major depressive disorder. J Neuropsychopharmacol; 10(5): 661–673.

Oral T (Editör) İki Uçlu (Bipolar) Bozukluğun Tedavisi ve Yönetimi. 2005. Jannsen-Cilag.

Pies RW (2005) Handbook of Essential Psychopharmacology, 2nd Edition. Washington, DC: American Psychiatric Publishing. Pies RW (2005) Handbook of Essential Psychopharmacology, 2nd Edition. Washington, DC: American Psychiatric Publishing.

Richelson E (2010) New antipsychotic drugs: how do their receptor-binding profiles compare? J Clin Psychiatry; 71(9): 1243-1244.

Sanches M, Newberg AR, Soares JC (2010) Emerging drugs for bipolar disorder. Expert Opin Emerg Drugs; 15(3): 453-466.

Sidor MM, Macqueen GM (2010) Antidepressants for the acute treatment of bipolar depression: a systematic review and meta-analysis. J Clin Psychiatry. 2010 Oct 5. [Epub ahead of print]

Squassina A, Manchia M, Del Zompo M. Pharmacogenomics of mood stabilizers in the treatment of bipolar disorder. Hum Genomics Proteomics; Aug 3;2010:159761.

Stahl SM (2008) Essential Psychopharmacology – Neuroscientific Basis and Practical Applications 3rd Edition. Cambridge: Cambridge University Press.

Yildiz A, Vieta E, Leucht S, Baldessarini RJ (2010) Efficacy of antimanic treatments: meta-analysis of randomized, controlled trials. Neuropsychopharmacology; Oct 27. [Epub ahead of print]

Zyss T, Zieba A, Hese RT, Dudek D, Grabski B (2010) [Deep brain stimulation-the newest physical method of treatment of depression] [Article in Polish]. Psychiatr Pol; 44(3): 301-317.

 

Alıntı : http://www.keremdoksat.com/2010/12/20/bipolar-bozukluk-nedir/

 

3 Thoughts on “Bipolar Bozukluk nedir?

  1. Meltem Altun on 05 Mart 2014 at 02:22 said:

    Vallaha çok takdir ettim. Doktorlar sağolsun araştırma hastanesi olduğundan ( 9 Eylül ) doğumdan itibaren araştırdılar. Ve sonunda dosyamı kaybetti. Bir yıla yakın olacak oraya gitmeyeli. Hadi hayırlısı gidelim bakalım. Dosyamızı soralım. Bilime ne kattık. Ki bilime değil bir doktora… Bu kadar zaman yetmiştir ona…

  2. BATTAL PEKGÜZEL on 28 Mart 2014 at 10:32 said:

    bilgileriniz için teşekürler benim eşimbipolar hastası 20yıllıkevliyiz evliliğimizin 16 ıncı yılında tanı kondu yinede hastalığı bilmek zaten tedavinin yarısıdır diye düşünüyorumeşime çokdestek oluyorumfakat yorulduğum anlar çokoluyor yani hasta yakınlarınında destek alması gerektiğini düşünüyorumçok zor birhastalık

  3. oktay çalışkan on 30 Nisan 2014 at 07:20 said:

    ben değil . 16 yaşında kızım rahatsız . fakat hasta olduğunu ve tedaviyi kabul etmediği için . ben araştırma yaparken bu yöntemi buldum. kızımın yardıma ihtiyacı var . zaman zaman saldırganlaşıyor.. lütfen bana yardımcı olun ….!!!!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Post Navigation