Kompulsif Su İçme

Kompulsif Su İçme: Bir Olgu Sunumu
Dr. Hakan Delibaş, Dr. Leyla Gülseren, Dr. Özlem Eker
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği

GİRİŞ
Psikojenik polidipsi, susama hissinden bağımsız, fazla miktarda su alımı ile karakterize, tedavi edilmediğinde ciddi klinik komplikasyonlara yol açan bir durumdur. En sıklıkla şizofrenide (%80) olmak üzere psikiyatri kliniklerinde yatan hastaların %6-20’sinde görülür (1) Mental retardasyonda, bipolar bozuklukta, alkol bağımlılığında, yeme bozukluklarında ve organik mental bozuklukta da görülebileceği bildirilmiştir (1,2,3).

OLGU
Otuzdokuz yaşında, bekâr, ortaokul mezunu, köyde yaşayan, çalışmayan kadın hasta. Hastanın psikiyatrik şikayetleri ilk kez 1990 yılında, “kötü kadın” olacağını, başına kötü şeyler geleceğini, AİDS ya da kanser olacağını, ellerinin kirli olduğunu düşünme; sık el yıkama, uzun süre banyoda kalma, yaptığı bir işi tekrar yapma, yaşadığı köydeki “kötü” insanlarla karşılaşmamak için evden çıkmama şeklinde başlamış. Başvurduğu psikiyatristin önerdiği fluoksetini yaklaşık 1 yıl süreyle 60 mg/gün dozunda kullanmış. Yakınmalarında belirgin şekilde azalma olunca ilacı bırakmış. Yaklaşık 4 yıl önce diabetus mellitus ve osteoporoz tanısı konan hastaya oral antidiyabetik başlanmış. O dönemde günlük 3–5 litreye varan su alımı oluyormuş. Polidipsi nedeniyle başvurduğu dahiliye uzmanı fazla su alımının diabetes mellitusla ilişkili olduğunu söylemiş. Son birkaç yıldır su alımı giderek artan hasta yaklaşık 5–6 aydır aklına gelen “kötü düşüncelerden” kurtulmak için günde 20 litreye yakın su içiyormuş. Su içmesinin ardından rahatlama ve sıkıntısında hafifleme oluyormuş. Fazla su içme yakınması nedeniyle başvurduğu hastanemiz dahiliye kliniğinde yatırılarak tetkikleri yapılan hastada diabetes mellitus dışında dahili bir patoloji saptanmamış. Psikiyatri konsultan hekimince değerlendirilen hasta “psikojenik polidipsi” tanısıyla açık psikiyatri kliniğine nakil alındı.
Ruhsal durum muayenesinde, ılımlı depresif duygulanım gözlendi, depresif duygudurum tanımlandı. Bir erkekle ilişki kurarak utanılacak şeyler yapma, tecavüze uğrayacağını düşünme şeklinde cinsel temalı obsesyonlar, kir-pislik bulaşması obsesyonları, kanser, AİDS olacağını düşünme şeklinde hastalık temalı obsesyonları vardı. Aklına gelen sevmediği insanların sayısından daha fazla sayıda su yudumlama tarzında kompulsiyonlar; ayrıca yıkama, temizleme kompulsiyonları tanımlandı.
SCID ile yapılan görüşmede obsesif-kompulsif bozukluk ve major depresif bozukluk tanıları kondu. Belirti şiddetini değerlendirmek için Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Derecelendirme Ölçeği (Y-BOKDÖ) ve Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDDÖ) uygulandı.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon konsultasyonu istendi. Erken başlangıçlı osteoporozunun diabetus mellitusa ve obsesyonlarına ikincil olarak ortaya çıkan uzun süreli inaktivasyona bağlı olabileceği belirtildi.
Hastaya, daha önce kullanıp yarar gördüğü fluoksetin başlandı. Dozu kademeli olarak arttırılarak 80 mg/güne çıkarıldı. Fazla su alımının olası zararları konusunda ayrıntılı bilgi verildi. Günlük aldığı-çıkardığı sıvı takibi yapıldı. Yatışı sırasında 2,5 litrelik pet şişelerden günde ortalama 7–8 adet tüketen hastanın aldığı su miktarı kademeli olarak azaltıldı. Günlük su alımı 3 litrenin altına düşürüldü. Obsesif-kompulsif ve depresif belirtilerinin şiddetinde belirgin azalma olan hastanın tedavisi halen devam etmektedir.

TARTIŞMA
Olgumuza 4 yıl önce diabetes mellitus tanısı konması nedeniyle polidipsinin diabete bağlı olabileceği düşünülerek dahiliye kliniğine yatışı yapılmıştır. Ancak obsesif kompulsif belirtilerin daha önce başlaması, günlük 20 litreye ulaşan su alımının tek başına diabetes mellitusla açıklanamaması, yapılan tetkiklerle diabetes insipitus tanısının dışlanması, fazla su içmenin aklına gelen “kötü düşüncelerden” temizlenme amacına yönelik olması polidipsinin kompulsiyon doğasında olduğunu düşündürmüştür. Bu olgu, psikojenik polidipsinin obsesif-kompulsif spektrumda yer alan bir bozukluk olabileceğine destek sağlamasının yanı sıra eşlik eden bedensel hastalıkların ruhsal belirtileri gölgeleyebilmesi nedeniyle, ayrıntılı bir öykü ve değerlendirmenin önemli olduğunu göstermektedir.

KAYNAKLAR
1.Costanzo ES, Antes LM, Christensen AJ (2004) Behavioral and medical treatment of chronic polydipsia in a patient with schizophrenia and diabetes insipidus. Psychosomatic Medicine, 66: 283–86.
2.Altındağ A, Yanık M, Nebioğlu M (2004) Bipolar Bozuklukta Psikojenik Polidipsi: Bir Olgu Sunumu. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 14: 79-82.
3.Illowsky BP, Kirch DG (1988) Polydipsia and hyponatremia in psychiatric patients. American Journal of Psychiatry, 145: 675-83.

NOT: Bu olgu, 44.Ulusal Psikiyatri Kongresinde Poster Sunumu Yapılmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir