Hekimler LGBT Hakkında Ebeveynlerin Sorularını Nasıl Yanıtlamalıdır?

 Dr. Umut Altunöz
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

 

1990’lara kadar LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) gençler için çok az bilgi kaynağı mevcuttu. Eşcinsel ve trans ergenlerin o yıllarda kendi kimlikleri ile ilgili doğru bilgilere ulaşımı ve destek alabilmeleri zordu. Sonraki zamanlarda internet, okul kulüpleri, LGBT dernekleri bu bireylere doğru bilgi sağlamanın yanında rehberlik ve destek de sunmaya başlamıştır. Bu kaynakların artması ile birlikte artık LGBT bireyler ergenlik yıllarında açılma (LGBT kimliğini aile, arkadaş ve diğerleri ile paylaşma) sürecine girebilmektedirler. Bundan dolayı özellikle ebeveynlerin, öğretmenlerin ve sağlık çalışanlarının LGBT ergene destek sağlayabilmek için cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında doğru bilgiler ile donanması gerekmektedir.

Türkiye’de genç hekimlerin eşcinselliğe ilişkin tutumlarını değerlendirdiğimiz bir çalışmada katılımcıların %94’ü tıp fakültesinde cinsel yönelimler ile ilgili eğitim almadıklarını belirtmişlerdir. Çalışmaya katılan hekimler eşcinselliğe ilişkin genelde olumsuz tutum göstermekle beraber; eşcinsel tanıdığı olan hekimlerin ve psikiyatrların daha olumlu tutum gösterdikleri, inançlı ve geleneklerine bağlı olduğunu belirten hekimlerin daha olumsuz tutum gösterdikleri saptanmıştır

Tıp Fakültelerinin toplumun her kesimine eşit derecede sağlık hizmeti götürebilecek kalitede ve kapasitede hekimler yetiştirmesi bir zorunluluktur. LGBT bireylerin sağlık sorunlarına yaklaşım konusunda destekleyici ve kabullenici bir eğitim ortamı yaratılamıyorsa toplumun her kesimine eşit düzeyde sağlık hizmeti verilmesinden yoksunuz demektir. Bu noktadan hareketle LGBT bireylerin sağlık sorunlarına eğilme ile ilgili özellikle tıp fakültelerinde süpervizyonlu eğitimlere ihtiyaç vardır.

Bir hekimsiniz ve bekleme odanızda bunaltılı görünen bir çift oturuyor. İçeri giriyorlar ve bir ergen olan oğullarının gey olduğunu öğrendiklerini söylüyorlar. Sizden tavsiyelerde bulunmanızı rica ediyorlar. Elbette öfke, suçluluk, yadsıma, sonunda ne olduğunu anlamanın verdiği rahatlama gibi ailede beliren duygularla uğraşmanız gerekiyor fakat aynı zamanda bazı gerçeklere de ihtiyaçları olacak.

Bu iletişim eşcinsellik hakkında kişinin kendi hislerinin duruma karışmamasıyla oluşmalıdır. Ne yazık ki çoğumuz homofobik tutumlarımızın genelde farkında değilizdir ve bu konuyla ilgili konuşmaya başladığımızda kullandığımız dile bunlar bir şekilde yansır. Ebeveynler çok hızlı bir şekilde kendi olumsuz tutumlarını destekleyen mesajları kapıverme eğilimindedirler. Mesela ‘‘belki eşcinsel olmayabilir’’ (eğer şanslıysanız), ‘‘bu artık bir hastalık olarak değerlendirilmiyor’’ (ben aslında hastalık olarak da düşünüyorum), ‘‘daha önce onu görmüştüm, hiç feminen bir tavrını görmedim’’ (tümü feminen olmuyor mu geylerin?). Şunu unutmamalı ki bir çocuğun açılma süreci ailede evlilikle ilgili birçok probleme ışık tutabilir. Başka sorunlarla oldukça çalkantılı bir dönemden geçmekte olan ebeveynler çocuklarının açılma süreciyle birlikte kendi gündemlerindeki sorunlarından çok bu soruna odaklanma ve fazla tepki gösterme eğiliminde olabilirler.

Çoğu zaman aileler öğrendikleri bu bilgi ile ne yapacaklarını tam olarak bilemezler. Çocuklarını sevip yardım etmek isterken diğer taraftan da çocukları için zarar verici olarak düşündükleri LGBT kimliğini desteklememeye çabalayabilirler. Çocuğuna kimliğinden dolayı dışarıda zarar geleceği korkusu ve onu bundan koruma isteği birçok aileyi çocuğunun LGBT kimliğine olumsuz tutum göstermeye iter. ‘‘Böyle elbiseler giymesen’’, ‘‘Gey olduğunu saklasan’’ gibi çeşitli cümleler ailelerin kaygısı ve çocuğunu dışarıdaki tehlikelerden korumak istemesi gibi motivasyonlarla edilmiş olsa da ergen bu tarz yaklaşımları kendisinin reddi olarak algılar. Bu nedenle ailelere çocuklarına nasıl destek olabileceklerini öğretmek büyük önem taşır.

Ailelerin sorabileceği bazı sorular ve uygun yanıtları bu eşcinsel ergenin ailesi özelinde tartışmaya çalışalım.

Not: Başvuran aile oğulları hakkında danıştığı için yazı boyunca ‘‘gey’’ kelimesi kullanılacak ve sorular bu eksende yanıtlanacaktır.

Çocuğumun gerçekten gey olduğunu nasıl anlayacağım? Hem gey ne anlama geliyor ki?

Cinsel yönelim hem bireyin kendisi hem de toplum için bir spektrumdur. Yapılan çalışmalar erişkinlerin çok büyük kısmının tam heteroseksüellik ile tam eşcinsellik arasındaki bölgenin bir yerinde olduklarını oldukça açık bir şekilde ortaya koymuşlardır. Ayrıca cinsel yönelim insanların yatakta yaptıklarından daha fazlasını ifade eder. Bunlardan bazıları kendini ifade biçimi, içinde kimliklendikleri grup ve cinsel fantezilerdir.

Son yirmi yılda bu alanda yoğunlaşan çalışmalar cinsel yönelimin oldukça erken yaşlarda belirdiğini göstermektedir. Çalışmalar heteroseksüellerin ve LGBT bireylerin ilk olarak başka bir insana duygusal/cinsel çekim hissettikleri yaşın 10 yaş civarında olduğunu ortaya koymuştur. Bir ergenin veya herhangi bir yaş grubundaki kimsenin eşcinsel olduğunu ortaya koyacak fiziksel veya psikolojik bir test yoktur. Ne hekimler ne de aileler bir ergenin cinsel yönelimine tanı koyma ihtiyacında olmamalıdır. Bir eşcinsel ergen desteğe ve açıkça ifade edilmiş ebeveyn sevgisine ihtiyaç duyar. Ergen bu sürecin sonunda kendini gey olarak tanımlayabilir veya tanımlamayabilir, fakat her iki yol için de zorlanamaz ve zorlanmamalıdır. Olası bir eşcinsel çocuğu olan ve çocuklarını tedavi ettirmek için geldiklerini söyleyen aileler çocuklarının ‘‘kendini daha iyi anlaması’’ ve ‘‘kabullenmesi’’ amaçlı danışma alması gerekliliği yönünde cesaretlendirilmelidir.

Bu neden oldu?

Neden benim çocuğum gey? Bu benim suçum mu? Tedavi edilebilir mi? Çocuğum en başından beri gey miydi?  

Cinsel yönelimin kökenleri -heteroseksüellik ya da eşcinsellik olsun- henüz bulunabilmiş değildir. Birçok genetik araştırma olmakla birlikte bu araştırma sonuçları cinsel yönelimde sadece genetik faktörlerin rol oynadığını söylemekten uzaktır.

Bildiğimiz bir şey varsa o da cinsel yönelime ebeveynlerin ya da başka birinin neden olmadığıdır. Çalışmalar sosyolojik veya psikolojik gelişim kuramlarının eşcinselliğin nedenleri üzerine söyledikleri şeyleri desteklememiştir. Açık olan bir gerçek vardır ki ebeveynler çocuklarının cinsel yöneliminden sorumlu tutulamazlar.

Cinsel yönelim kimliği gelişimi eşcinsel yöneliminin farkına varmaya başlayan birey ile bireyin yetiştiği toplum arasındaki etkileşim ile ilerleyen ve yönelimin kendiliğin diğer kimlik bileşenlerine entegre edildiği bir süreci içerir. Açılma süreciyle birlikte ergenin kendine bakışını olumlaması yakın çevresinden göreceği kabul ile ivmelenecek bir süreçtir. Bireyin kendi ile kurduğu ilişki örüntüsü, çevresindeki herkes ve her şeyle kurduğu ilişkinin bir göstergesi olup kendini sevme, değer verme ve koruma ancak olumlu bir kendilik imajı ile mümkün kılınabilir.

Sağlıkla ilgili riskleri nelerdir?

Bu çocuğumun sağlığını etkileyecek mi? Etkileyebilirse nasıl korunma önlemleri alınabilir?

Eşcinselliğin kendisi sağlığı olumsuz yönde etkileyen bir durum değildir. Homofobik bir toplumda eşcinsel olmanın ve bazı cinsel davranışların getirdiği sağlık riskleri söz konusudur.

Toplumumuzda eşcinselliğe karşı damgalayıcı yaklaşımlar ilişkili birçok tehlikeye yol açabilmektedir. Birazdan sayacağım sorunların oluşumunda damgalamanın yol açtığı sosyal ve duygusal yalıtımın altta yatıyor olmasının çok büyük bir etkisi bulunmaktadır.

Eşcinsel gençlerin morbidite ve mortalitesinin en önde gelen nedeni toplumumuzda oldukça yaygın olan homofobik yaklaşımlardır. Sadece başkalarındaki homofobi değil, bir eşcinselin içselleştirmiş olduğu homofobi de oldukça düşük kendilik değerine ve bunun sonuçlarına yol açmaktadır.

Bir eşcinsel ergendeki en ciddi sağlık risklerinden biri intihardır. Çalışmalarda gey ergenlerin intihar açısından oldukça riskli bir grup olduğu ortaya konmuştur. İntihar teşebbüsleri ergenin eşcinsel olduğunu öğrenmiş olan ailesinin ve yaşıtlarının duygusal ya da fiziksel anlamda ergeni cezalandırdığı, acı çektirdiği dönemlerde olabilir. Eşcinsellik ile ilgili alay edici şaka ve söylemlerin düşük kendilik değerine uyarlanması da bu teşebbüslere yol açabilir.

Aynı baskılar alkol-madde kullanımına da yol açabilmektedir. Özellikle gey ergenler bu açıdan da risk altındırlar.

Eşcinsel ergenler heteroseksüel yaşıtlarına göre daha çok şiddete maruz kalabilmektedirler. Aile içindeki şiddet de azımsanmayacak düzeylerdedir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara gelince; eşcinsel olmanın kendisi bir kişiyi bu hastalıklara yatkın kılmaz. Elbette çok sayıda partnerle girilebilecek anal ilişkiler gonore, sifiliz, hepatit ve diğer (giardiyazis, şigella enfeksiyonu, amip gibi) hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle prezervatif kullanımı çok ama çok önemlidir. Bu noktada cinsellikle ilgili doğru bilgilerle donanmış bir eğitim sisteminin gerekliliğini vurgulamak gerekir.

Lezbiyenler heteroseksüel kadınlara göre cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından daha düşük risk altındadırlar.

AIDS, çocuğunun gey olduğunu öğrenen bir ailenin belki de günümüzde en çok korkacağı durumdur.  Uzun zaman bu iki durum ilişkilendirilmiş olmakla birlikte bilimsel gerçekler bunun bir mit olduğunu ortaya koymuştur. AIDS’e yol açan HIV virüsü bireyin yönelimini fark edebilecek mekanizmalara sahip değildir. Hatırlatmak gerekir ki HIV prezervatif kullanımıyla geçişi oldukça azalan bir hastalık etkenidir.

Bir ergen yüksek bir kendilik değeri ve kendini kabul haline sahipse güvenli cinsel deneyimlerde bulunması daha olasıdır. Kendini suçlayan, feci ve rezil olarak gören bir bireyin kendini korumaya yönelik alacağı önlemler de azalır.

Eşcinsellerin sosyalize olacağı alanlardaki azlık ve yokluk da bu noktada çok önemlidir. Bir duygusal ilişkinin idaresinin öğrenimi böyle ortamlarda olur. Bir ilişkiye başlama, buluşma talep etme, buluşma, görüşme, duygusal alış-veriş, yavaşça cinselliğe doğru yönelme bu sosyalizasyondaki yetersizlikten dolayı oldukça kısıtlıdır. Bu nedenle eşcinseller adı meçhul, belirsiz kimselerle güvensiz cinsel deneyimlere maruz kalmaktadır. Bu bireylerin diğer eşcinsellerle olumlu ve düzeyli bir sosyalizasyon yaşayacakları bir şansa sahip olmaları bu noktada çok önemlidir.

Büyük şehirlerde eşcinsellerin oluşturmuş olduğu organizasyonlar (KAOSGL (Ankara), Lambda (İstanbul), Siyah Pembe Üçgen (İzmir), MorEl (Eskişehir)) bu iletişimlerin gelişmesi için doğru yerlerdir. Fakat küçük şehirlerde yaşayan eşcinseller ülkemizde böyle bir şanstan da yoksundurlar.

Başka riskler de var mı?

Diğer risklerden en önemli ikisi okulu bırakma ve evsiz kalmadır. Özellikle gey ergenler heteroseksüel yaşıtlarından daha sıklıkla eğitimlerini bırakma eğiliminde olabilmektedirler. Sınıf arkadaşları ve hatta öğretmenlerinden gördükleri duygusal bazen de fiziksel baskılar bunun önde gelen nedeni olabilmektedir. Hekim ve ailelerin görevi okulda böyle bir ayrımcılığın yaşanmasını azaltmak ve karşı çıkmak olmalıdır.

Eşcinseller evsiz de kalabilmektedir. Cinsel yönelimin açımlanmasının ardından ailede görmüş oldukları baskılar ve aşağılamalar bazen onlara başka bir şans bırakmamaktadır. Gey ergenlerin ailelerinden cinsel şiddet görme oranları da çalışmalarda yüksek bulunmuştur. Bunun faili çoğunlukla cinsel yöneliminden dolayı çocuğun kendi kendini suçlayacağının farkına varmış biridir. Evden ayrılmak da bu sorunun azalmasına yol açmaz, dışarıda da hatta devlet koruması altında bile bu gençlere yönelen taciz ve tecavüzler sıktır.

Ama ben torun istiyorum!

Ailelerin düşünce dünyasında çocuklarının gelecekleri için bir imaj vardır. Bu imaj çoğu zaman kendileri ve çevrelerindekilerin çocukları gibi diğer cinsle bir evlilik sürmekte olan, çocuk sahibi bir bireydir. Eşcinselliğin açımlanmasının ardından aile bir kayıp duygusu yaşar. Bu çocuklarının kendisinin kaybı gibi algılanır oysa kaybettikleri şey kendi yaratmış oldukları imajdır.

Ebeveynlerle empatik bir şekilde görüşülmesi ve ardından bununla yavaşça yüzleştirilmeleri yerinde olur.

Bundan sonra ne yapabilirim?

Belki de en önemli nokta ailelerin çocuklarının bu açılmanın öncesindeki çocuğun aynısı olduğunun farkına varmaları olmalıdır. Sakin olmaya cesaretlendirilmeli ve sonradan pişman olacakları şeyler yapmadan iyice düşünmeleri öğütlenmelidir. Lezbiyen ve geylerin ailelerinden oluşan destek grupları bu noktada önerilebilir. Bunlar çocukları ile gurur duyan lezbiyen ve geylerin ebeveynlerinin iyi bir rol modeli oluşturduğu ortamlardır. İstanbul için LİSTAG (Lambda İstanbul Aile Grubu) yönlendirilebilecekleri yerlerden biridir. Ankara için ise her ayın ilk salı günü Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Merkezi’nde yapılan aile toplantıları mevcuttur. Giderek diğer şehirlere de yayılmakta olan bu faaliyetlerde LGBT bireylerin aileleri çeşitli bilimsel bilgiler ile donanmakta, birbirlerine ve çocuklarına yardım ve destekte bulunmaktadırlar. Bu toplantılar CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) ile LGBT derneklerinin ortak çalışmaları sonucunda yürütülmektedir.

Amerika’da San Francisco Eyalet Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen Aile Kabul Projesi (Family Acceptance Project) kapsamındaki bir çalışmada ailelerin LGBT bireylere karşı tutum ve davranışlarının bu bireylerin bedensel ve ruhsal iyilik haliyle doğrudan ve güçlü bir ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Ailesel red yaşayan LGBT bireyler ailelerinin desteğini alan bireylere göre sekiz kat daha fazla intihar olasılığı, altı kat fazla depresyon, üç kat fazla madde kullanımı, üç kat fazla HIV ve cinsel yolla bulaşan hastalığa yakalanma riskine sahiptirler.

Bu çalışmalar sonucunda aileler için yapmaları önerilen ve yapmamaları gereken çeşitli tutum ve davranışlar listelenmiştir.

Yapılması Önerilenler

1)      Ebeveynin çocuğu ile LGBT kimliği üzerine konuşması,

2)      Çocuk LGBT olduğunu açıkladığında veya ebeveyn bunu bir şekilde öğrendiğinde ebeveynin şefkat ve yakınlık göstermesi,

3)      Ebeveyn bundan rahatsızlık duyuyor olsa bile çocuğunun LGBT kimliğini desteklemesi,

4)      Çocuk LGBT kimliğinden dolayı olumsuz davranışlara maruz kaldığında ebeveynin çocuğunu koruması, savunması ve yanında olması;

5)      Çocuğun LGBT dernekleri ile bağlantısının sağlanarak aktivitelerle katılımının desteklenmesi,

6)      Rol model olabilecek bir LGBT erişkin ile çocuğun bağlantıya geçmesinin sağlanarak gelecek ile ilgili seçeneklerin değerlendirilmesi,

7)      Sosyal ve yakın çevrenin LGBT bireylere destek verecek şekilde gelişmesi için çalışmalarda bulunulması,

8)      Çocuğun LGBT arkadaşları ve partnerinin eve kabul edilmesi, aile aktiviteleri ve davetlere katılımlarının sağlanması,

9)      Çocuğun cinsel kimliğini ifade ediş biçiminin desteklenmesi,

10)  Çocuğunun ileride mutlu bir LGBT erişkin olarak yaşayabileceği inancına sahip olunması.

Yapılmaması Gerekenler

1)      LGBT kimliğinden dolayı çocuğa şiddet uygulamak,

2)      Sözel aşağılama, lakap takma gibi davranışlarda bulunmak,

3)      Aile aktivitelerinden LGBT çocuğu uzak tutmak,

4)      Çocuğun diğer LGBT bireylere, oluşumlara ve aktivitelere erişimini kısıtlamak,

5)      Çocuk LGBT kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğradığında ayıplamak, kınamak ve suçlamak,

6)      Çocuğu daha fazla/az maskülen ya da feminen davranmaya zorlamak,

7)      Cinsel yöneliminden dolayı tanrının onu cezalandıracağını söylemek,

8)      Çocuğundan utanç duyduğunu ve aileyi rezil etiğini söylemek,

9)      Çocuğu LGBT kimliğini saklaması ve bunun üzerine konuşmaması yönünde zorlamak.

Ebeveynlerin bu durumu olumlamaya başlayıp, çocuklarına destek olmak, sevgi vermeye devam etmek ve diğer LGBT aileleri ile görüşerek bilgi, fikir alışverişinde bulunmak gibi bir yolu seçmeleri doğru yönlendirme ve bilgilendirmeyle mümkün olabilmektedir. Doğru bilgilere ulaşamayan aileler çocuğunu bu durumdan kurtaracağı düşüncesi ile zarar verici yardım arama girişimlerinde bulunabilmekte, çocuğunu reddedebilmekte, açık veya kapalı olarak evden ayrılmaya zorlayabilmektedirler. Bu noktada ailelerle LGBT ile ilgili tüm mitlerin konuşulması, felaketleştirdikleri noktaların ele alınması, onların da açılma sürecinde destek sağlanması önem arz etmektedir. Aileler olumlu bakışlarının ardından okulda ve sosyal ortamlarda eşcinsellerin haklarını savunan bir düzlemde çalışmaları açısından yüreklendirilebilirler.

 

Kaynaklar

Altunöz ve ark., Genç Heteroseksüel Hekimlerin Eşcinselliğe ilişkin Tutumlarının Değerlendirilmesi; Poster Bildirisi, Ulusal Psikiyatri Kongresi, İzmir (2010).

 

Gregory ve ark., Gay, Lesbian And Bisexual İssues And Medical Curricula, Can Med Assoc J,155:709-711, (1996).

Kaufman ve ark, Answering Parents’ Questions About Homosexuality, J Canadian Family Physician, 37:1197-1201, (1991).

Ryan, C.. Supportive families, healthy children: Helping families with lesbian, gay, bisexual

and transgender children  San Francisco, CA: Marian Wright Edelman Institute, Family Acceptance Project, San Francisco State University (2009).

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir