TÜRKİYE’DE PSİKOTROP İLAÇ TÜKETİMİ

Psikofarmakoloji Derneği‘nin Türkiye’de psikotrop ilaç tüketimi ve mevcut uygulamaların tıbbi, etik ve ekonomik sonuç raporları hakkında bilgilendirme yazısını ilginize sunuyoruz. TürkPsikiyatri | Psikofarmakoloji

AD

Son yıllarda özellikle kamuoyunda, medyada ve bazı bilim çevrelerinde ülkemizde antidepresan tüketiminin artışına dair endişeler dile getirilmektedir. İlaç kullanımı konusunda açıklanan rakamlar yoğun ilgi uyandırmış ve özellikle medyada, insanların günlük sıkıntı ve problemlerini aşmak için gereksiz yere antidepresan kullandığı, antidepresanların etkisiz olduğu ya da konulan depresyon klinik tanısının geçersiz olduğu ve başka yöntemlerle de bu belirtilerin iyileşebileceği şeklindeki haberler ve açıklamalar yer almıştır. Antidepresan ilaçlar birçok kontrollü araştırma ve meta analizler ile etkililiği ispat edilmiş ve buna dayanarak Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve Sağlık Bakanlığımız tarafından onaylanmış kimyasallardır. Tanısı psikiyatristler tarafından konulan depresyon vakalarında antidepresanların son derece etkili oldukları klinik sonuçlarla da doğrulanmaktadır. Dahası ağır depresyonlarda ve intihar düşüncesinin olduğu depresyonlarda hayat kurtarıcıdır. Depresyon (“psikiyatristlerin tanısını koyduğu majör depresyon”) yaşam boyu yaklaşık %50 intihar riski ile seyretmekte ve majör depresyon hastalarının %10-15 i intihar ile kaybedilmektedir. Dünya sağlık örgütü istatistiklerine göre iş gücü kaybına neden olan hastalıklar arasında ilk 5 hastalık içinde yer almaktadır. Bütün bunlar depresyon tedavisinin ne kadar hızlı ve etkili yapılması gerektiğini gösteren bilimsel verilerdir. Antidepresanlar bunların tedavisinde en başta gelen ilaçlardır.

Psikiyatrik hastalıklar tıbbın diğer branşlarına göre daha fazla damgalanmaya maruz kalmaktadır. Hâlihazırda toplumda psikiyatriste başvuru ve önerilen ilaçları kullanma konusunda önyargılar vardır. Gündemde olan tartışmalar ve açıklanan endişeler etkili olmuş halen antidepresan kullanmakta olan hastaların tedaviyi aniden kesmeleri ve buna bağlı istenmeyen durumların oluşması ya da ilk kez  antidepresan tedavisi önerilen hastaların ilaç kullanmak konusunda tereddüt etmelerine ve hatta tedavisiz kalmalarına da yol açmıştır. Öte yandan çoklu ilaç kullanımı, ilaçların gereksiz ve aşırı kullanımı, klinik rehberlere uygun olmayan reçetelendirme yapılması, uygun olmayan kişisel tedavilere başvurulması ve yeni ilaçların uygun olmayan tercihi gibi akılcı ilaç kullanımına uygun olmayan uygulamaların da ülkemiz için ciddi bir sorun oluşturduğunu görmekteyiz.

İlaçların usulüne uygun şekilde, düzenli olarak ve gerekli  miktarda kullanımı hastalıkların tedavisinde yüksek başarı sağlamaktadır. Bununla birlikte uygunsuz ilaç tüketimin engellenmesi gerekmektedir. Gereksiz ilaç tüketimi engellendiğinde ülke ekonomisi içinde önemli pay sahibi olan sağlık harcamalarının yükü de azaltılmış olacaktır.

Uluslararası Pazarlama Servisi (IMS) verilerine göre Türkiye’de antidepresan tüketimi 2003 yılında 14.238 milyon kutu iken, 2008 yılında 31.302 milyon kutu ile   %120  oranında artmıştır. Son dokuz yıldaki artış oranı  2012 yılında tüketilen 36.881 milyon kutu ile %160 olmuştur. Antipsikotiklerde ise, tüketim  son 5 yılda  % 68.6 oranında  artış ile  7.201 milyon  kutudan 12.158 milyon kutuya çıkmıştır (Grafik 1).

          grafik1   Grafik 1.Kutu bazında antidepresan ve antipsikotik ilaç tüketiminin yıllara göre artışı.

 

İstatistiksel olarak ortaya konulan bu artışların nedenlerini anlayabilmek için antidepresan içeren reçetelerin uzmanlık alanlarına göre dağılımına bakılması uygun olacaktır.

Yazılan Reçetelerin  Uzmanlık Alanlarına Göre Dağılımının  İncelenmesi:

grafik2

        Grafik  2. Türkiye’de antidepresan içeren toplam reçete sayısının yazıldıkları branşlara göre dağılımı

       Grafik 2. de görüldüğü gibi 2008 yılından bu yana Aile Hekimi+Pratisyenlerin (AH+Pr) yazdığı reçete sayısı psikiyatristlerden de fazladır. Bunun açıklaması bu grup hekimlerin uzman raporu doğrultusunda ilaç reçetesi yazmalarına atfedilebilir. Bunu ayırt etmek üzere  sadece yeni reçete sayılarına bakılmıştır. Yeni reçete sayıları açık bir biçimde  aile hekimlerinin  psikiyatri uzmanlarından daha fazla antidepresan tedavisi başladığını göstermektedir.

Toplam reçetelerde diğer hekimlerin oranını psikiyatristlerle kıyaslarsak; psikiyatristlerin muayene ettiği hasta sayısını 100 kabul ettiğimizde, 2008 yılı içinde AH+Pr  hekimler  % 40 oranında daha fazla antidepresan içeren psikiyatrik tedavi düzenlemiş, nöroloji uzmanları psikiyatristlerin muayene ettiği hastaların yarısı kadar psikiyatrik hasta muayene etmiştir. Psikiyatristlerin yazdıkları reçete oranı yıllar içinde hemen hemen sabit kalırken; aile hekimlerinin psikiyatri uzmanlarının yazdığı her 100 antidepresan reçetesine karşılık, 150 antidepresan reçetesi yazdıkları görülmektedir.

grafik3

               Grafik 3.  Türkiye’de ilk defa antidepresan içeren yeni reçetelerin yazıldıkları branşlara göre dağılım oranları

grafik4

                               Grafik 4. Diğer branş hekimlerinin ilk defa yazdıkları antidepresan içeren reçete sayılarının psikiyatristlerin yazdığı reçetelere oranı

2008 yılında  AH+Pr hekimlerin ilk kez antidepresan yazdığı reçete sayısı psikiyatristlerin  yazdıklarından  %34  daha fazla olmuştur. Nöroloji uzmanlarının,  psikiyatristlerin  ilk kez tanı koyarak tedavi başladıkları hasta sayısını 100 kabul edersek; nöroloji uzmanları için bu sayı 45, AH+Pr hekimleri için  yaklaşık 140 olmuştur.

2012 yılı verilerine baktığımızda; Nöroloji uzmanlarının,  psikiyatristlerin  ilk kez tanı koyarak tedavi başladıkları hasta sayısını 100 kabul edersek; nöroloji uzmanları için bu sayı 42, AH+Pr hekimleri için  yaklaşık 150 olmuştur.

 

SONUÇLAR:

  1. Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde antidepresan kullanımının etkinliği bilimsel olarak defalarca ispatlanmıştır.
  2. Son yıllarda antidepresan ilaç kullanımındaki hızlı artış, antidepresan kullanımını gerektirecek hastalıkların sıklığındaki artış  ile açıklanamaz.
  3. Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), geçmişte psikiyatri uzmanı sayısındaki yetersizlik göz önüne alınarak psikiyatri dışı      hekimlerin de antidepresan yazabilmelerine olanak tanımıştır. Bununla birlikte günümüzde Sağlık Bakanlığının politikaları sayesinde her ilde hatta ilçelerde psikiyatri uzmanı bulunmaktadır ve hastaların hekime ulaşımı çok kolaylaşmıştır.
  4. Psikiyatri dışı hekimler tarafından yapılan tedavilerde çoğunlukla hastalara uygun hastalıkta, gerekli doz ve sürede ilaç kullanımı konusunda yetersizliklerin olduğu görülmekte, bunun sonuçları hem hastanın tedavisinin yeterli olmaması nedeniyle hastalığın kronikleşmesi ve buna bağlı işgücü kayıplarının olması hem de tedavi edilmemiş hastalığın ölümle sonuçlanması başta olmak üzere pek çok istenmeyen etkilere yol açabilmesidir.
  5. Antidepresan ilaçların çoğunluğunun psikiyatrist dışındaki hekimlerce yazılıyor olması ve son yıllarda ihtiyacın çok üzerinde tüketimin olması, Sağlık uygulama Tebliğinde yer alan yetkilendirmelerle ilgili düzenlemenin mevcut haliyle akılcı ilaç kullanımı ile uyumlu olmadığını düşündürmektedir. Bu durum mevcut sistemin güncel ihtiyaçlara ve psikiyatristlerin her ilde ve ilçelerin çoğunluğunda görev aldığı gerçeğine uygun olarak yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir.

 

ÖNLEMLER:

  1. Psikotrop ilaçlar tıpkı statinlerdeki sınırlamada olduğu gibi sadece psikiyatristler tarafından veya psikiyatristin raporuna      dayanılarak diğer hekimler tarafından yazılabilmelidir.
  2. Hafif depresyon vakalarında öncelikle psikoterapi yapılmalı, ilaç tedavisi orta ve ağır düzeydeki depresyonlarda      kullanılmalıdır.
  3. İhtiyaç olduğunda: birinci basamakta görevli hekimlerin depresyon tanı ve tedavisi konusunda akılcı ilaç kullanımı      çerçevesinde pratik uygulamaları da içeren eğitimlerine başlanılmalı ve sadece bu eğitimi almış hekimlere grup gözetmeksizin tüm antidepresanları 3 ayla sınırlı olarak reçete edebilme yetkisi verilmelidir.
  4. Birinci basamakta depresyon tanı ve tedavi hizmetleri için psikiyatri uzmanları tarafından tedavi kılavuzları oluşturulmalı ve      uygulanması için gerekli hassasiyet gösterilmelidir.
  5. Antidepresan kullanımını gerektiren diğer hastalıklardan anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları, somatoform bozukluklar gibi hastalıklar mutlaka psikiyatri uzmanı tarafından tedavi edilmelidir.

 

5 Replies to “TÜRKİYE’DE PSİKOTROP İLAÇ TÜKETİMİ”

  1. Yazı için teşekkür ederiz gerçekten şaşırtıcı inşallah bir an evvel bu ters gidiş düzeltilir

  2. Merhaba, depresyonla ilgili bir projem var. elinizde Türkiye de depresyon oranı ile ilgili herhangi bi bilgi var mı? Teşşekür ederim.

    1. Türkiye’de depresyon sık görülen bir hastalık.Ruhsal sorunların yanında genel dahili sorunlar (Guatr, anemi, SVO, bunama vb.) genel problemler de depresyonun nedenleri arasında sık görülebiliyor. Genel olarak depresyon ile müracaat eden hastaların %20-30 kadarı ilerleyen dönemlerde bipolar bozukluk tanısı alabiliyor. Türkiye genelinde depresyon en sık görülen hastalıklar arasında olmasına rağmen bunun ile ilgili ülke genelinde yapılmış epidemik bir çalışma ne yazık ki elimizde yok.

  3. Ben münazaram için buraya girdim :)))) Konum ilk insanların günümüz insanlarından daha mutlu olduğu. Ben de bu son yıllardaki ilaç kullanımın artış hızını anlatarak karşı tarafa laf sokçam asdghjkl

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir