Psikoterapiler

Psk.UlkuKural Psk. Ülkü Kural’ dan Psikoterapi Yaklaşımları   TP – Psikoloji |

İnsan davranışlarını anlamak ve patolojik davranışın tedavisinde psikoloji bugün kanıta dayalı bilimsel yöntemleri kullanan bir bilim haline gelmiştir. Bugünlere uzun çalışmalar ve araştırmalar ile gelinmiştir. Psikoloji camiasına girildiğinde önce Freud ve onun terapisi öğrenilir, belki de cinsellik ve saldırganlığa bu kadar çok değinmesidir ilgi çekici gelen. Fakat psikoloji tarihine baktığımızda bir çok terapi ekolünün ortaya konulduğu görülmektedir. Bu çalışmada da çeşitli kaynaklardan yararlanarak terapi ekolleri karşılaştırmalı olarak sunulmaya çalışılmıştır.

Bilişsel-Davranışçı Psikoterapi

Davranışçı Terapinin Temel Kavramları

Klasik koşullama: Kişide normalde herhangi bir etki uyandırmayan bir uyaranın, kişide bir etkisi olan başka bir uyaranla (koşulsuz uyaran) eşleştirilmesi sonucunda ortaya çıkan öğrenme.

Karşıt koşullandırma: Daha önce klasik koşullanma kullanılarak koşullandırılan ve belli bir tepki uyandırır hale gelen bir uyaranın farklı bir tepki verecek şekilde koşullandırılması.

Edimsel koşullanma: Bir davranışın sonucu tarafından şekillendirilmesi ile ortaya çıkan, bağlantı kurmaya dayalı bir tür öğrenme.

Pekiştireç: Hedef davranışın gelecekte ortaya çıkma olasılığını arttıran her türlü sonuç.

Bilişsel Terapinin Temel Kavramları

Duyum: Duyumsal nöronlar uyarılır uyarılmaz ortaya çıkan ilk sonuç.

Algı: Duyusal bilginin elde edilmesi, yorumlanması, düzenlenmesi süreci.

Algıda seçicilik: Bir durumun, bazı yönlerini ihmal ederek, bazı yönlerine odaklanmak.

Seçici dikkat: Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde dikkatin, bir uyaran ya da ruhsal olgulardan birine odaklanılması.

Genelleme: Birbirine benzer uyaranlara aynı biçimde tepki verme eğilimi.

Bilişsel harita: Fiziksel bir ortamın zihinsel temsili.

Bilişsel yanlılık: Tüm insanlarda bulunan temel varsayımsal, bellek hatalara dayalı çok sayıda gözlemciye bağlı etki.

Şema: Bireyin bilgi işleme süreçleri üzerine önemli derecede etkisi bulunan, kalıcı özellikte olan zihinsel yapılar.

Davranışçı Terapinin Güçlü Yönleri

1. Ekonomik, sorun yönelimli, kolay anlaşılır ve kolay uygulanabilir özellikleriyle diğer terapi yöntemlerine üstünlüğü olduğu düşünülen davranış terapilerinin ilaç tedavilerine de bazı üstünlükleri  olduğu düşünülmektedir.

2. Birçok anksiyete bozukluğunda farmakoterapiden etkin olduğu gösterilmiştir.

3. Depresyonda tekrarların önlenmesinde antideprasan ilaçlardan, etkin bulunmuştur.

4. Davranışçı terapilerin, danışanın terapiste duyacağı gereksinmeyi en aza indirmeye çalışması ve onu olabildiğince kendi kendine yeterli hale getirmeye yönelik öğretiler içeren bir tedavi yaklaşımıdır.

 Bilişsel Terapinin Güçlü Yönleri

1. Bilişsel terapinin en önemli katkısı bireyin  alışmış olduğumuz bilişsel çarpıtmaları bir kenara bırakıp gerçekçi ve işlevsel düşünme alışkanlığını yaratması,

2. Danışana otomatik düşünceleri konusunda farkındalık kazandırmaya çalışması önemlidir.

 Bilişsel Davranışçı Terapinin Patolojiye Bakış Açısı

1. Bilişsel davranışçı terapistler, kişilerin kendileri ve dünya hakkında sahip oldukları yanlış inançlarının psikolojik sorunlara yol açtığı görüşünü kabul ederler.

2. Depresyona yol açan en temel faktör, kişilerin kendilerine yönelik olumsuz düşüncelerdir.

3. Duygusal bozukluklar, yaşam olaylarının gerçekçi olmayan bir biçimde değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkar.

4. Kişinin olumsuz  düşünceleri, inançlarını etkiler ve kişi bu inançları sorgulamadan kabul ettiğinde bilişsel hatalar ortaya çıkar.

Bilişsel Davranışçı Terapinin Diğer Terapilerle Benzerlik ve Farklılıkları

Ψ Geştalt yaklaşımındaki gibi Davranışçı yaklaşımda da davranışlar ve özellikle beden gözlenir.

Ψ Bilişsel terapilerde, terapist hangi olumsuz düşüncelerin,nasıl düzeltilebileceğini ve işlevsel hale getirilebileceğini danışana öğretir. Geştalt ta terapist danışanı izler, danışanın sahip olduğu düşüncelerini fark etmesine yardımcı olur ve danışanın kendi yaşantılarına ve inançlarına dayanarak alternatif düşünme biçimlerini terapi esnasında öğrenmesine yardımcı olur.

Ψ Bilişsel davranışçı terapiler psikiyatrik sapmaların kökeninde psikanalitik kuramların aksine id ego süperego çatışmasını görmez, bunun yerine çocukluktan itibaren gelişen uyumsuz süreçlerden bahseder.

Ψ Bilişsel davranışçı terapiler, klasik psikanalizdekinin aksine danışanın gelişim aşamalarında yaşadığı çatışmalarla psikoterapi yardımıyla yüzleşmesini gerekli görmez, bunun yerine danışanın hayatını olumsuz olarak etkileyen durumların hayata adaptasyonu ile ilgilenir.

Psikodrama – Moreno

Psikodramanın Temel Kavramları

Yaratıcılık: Moreno’nun felsefik yaklaşımıyla ilgili bir kavramdır.

Spontanlık: Bir öznenin, kendini dıştan gelen etkilerden ve kontrol edemeyeceği içsel bir etkiden bağımsız olarak sürdürebilmek için duyduğu kalıtımsal ihtiyaç ya da bir öznenin yeni bir durumla, uygun bir şekilde karşılaşabilme yeteneği.

Eylem: Psikodramanın uygulamayla bağını kuran kavramdır.

Isınma: Bireyin bir eyleme doğru yönelmesidir.

Rol: Kişiler arası bir yaşantıdır.

Tele: Bir an için karşılıklı olarak diğer kişinin iç-dünyasını ve o anda kendisini nasıl hissettiğini, duruma göre de onun içinde bulunduğu yaşam koşullarını, kendi içinde yaşayabilmesidir.

Artık gerçeklik: Fantezilerde, hayallerde ve rüyalarda derin bir gerçekliğin gizli olduğu durum.

Kendini ifade etme: İnsanın kendisini grup içinde ifade edebilmesidir.

Protagonist: Psikodramada oyunun başoyuncusudur.

Yönetici: Psikodrama, yöntem ve tekniklerinin kullanarak protagonistin sorununun irdelenmesine yardımcı olan uzman kişidir.

Yardımcı ben: Psikodrama yöneticisi ve protogonistin yanı sıra sahnelenen oyunda rol alan kişiler.

İzleyici: Psikodramaya katılan diğer kişilerdir.

Psikodramanın Güçlü Yanları

1.Tedaviden eğitime, endüstri psikolojisinden tiyatroya kadar uzanan geniş bir alanda kendine uygulama alanı bulmaktadır.

2.Yaşantıların psikodrama sahnesinde tekrarlanması iyileştiricidir.

3. Psikodrama grup psikoterapileri içinde belki de uygulama alanı en gelişmiş olan grup psikoterapisidir.

4. Doğası gereği hızlıdır.Birçok önemli çalışmayı bir kaç saat içine sığdırmaya yardımcı olur.

5. İnsanlar, bazı yaşantılarını psikodrama sahnesinde tekrarlama, yeniden yaşama şansına sahip olabilirler.

Psikodramatik Yaklaşımın Patolojiye Bakış Açısı

Psikodrama gücünü insandaki üç önemli özellikten alır. Bunlar: Eylem ,yaratıcılık ve spontanlıktır.
İnsan eyleme dönük bir varlıktır.Hareketsiz bir yaşam söz konusu değildir. Bu hareket ihtiyacının doyurulabilmesi eylemin yeterli olmasına bağlıdır, bu ise insanın yaratıcılığı ve bu yaratıcılığın sergilemesine olanak tanıyan spontanlığı ile gerçekleştirilir. Spontanlık yeni ya da eski durumlara kişinin uygun tepkiler verebilme halidir. Spontanlık ve yaratıcılık arasındaki ilişki Moreno’nun şu benzetmesinde anlamını bulur: “Eğer kişi spontan ise ve yaratıcı değilse, bu samuray kılıcı taşıyan bir köylüye benzer; kılıcı kullanmasını bilmediği için kendini bile kesebilir. Eğer kişi yaratıcı ama spontan değilse, bu kılıcı olmayan bir samuray savaşçısına benzer; kılıç olmadığı zaman bildikleri bir işine yaramaz”.

Psikodrama insanın yaratıcılığının ve spontanlığının sınırlarını yakalamasını ve ulaşılan bu noktada eylem ihtiyacını karşılamasını hedefler.

Psikodramatik Yaklaşımın Diğer Yaklaşımlardan Faklılaşan Yönleri

Ψ  Duyguların ifadesinin, beden ile sağlanması nedeniyle diğer analitik tedavi yöntemlerinden ayrılır.

Ψ Bireylere sorunlarını sahneleme olanağı vermesi ile diğer terapi ekollerinden ayrılır.

Ψ Moreno’nun grup psikoterapisinin psikanalistleri etkilemesi sonucunda, psikanalitik grup psikoterapisi gelişmeye başlamıştır.

Ψ Gestalt terapistleri psikodramadan etkilenerek, eylem metotlarını kullanmaya başlamışlardır.

Ψ Monero’nun da dediği gibi: ‘’Dr. Freud, siz bir gün yapay bir ortamda, insanların görmüş oldukları rüyaları analiz ediyorsunuz. Ben ise onları, görmüş oldukları bir rüyayı tekrar görmeleri için yüreklendiriyorum.’’

Freud- Psikanalitik Yaklaşım

Temel Kavramları

Bilinçdışı: Bireyin kişiliğinin, bilinçli yönleri tarafından baskılanan ve inkar edilen yönlerinin bulunduğu alan.

Libido: İnsanın doğasında doğuştan var olan, kişinin yaşamında zevk araması şeklinde ortaya çıkan bir dürtü.

İd: Doğuştan var olan ve libidonun enerjisini taşıdığı varsayılan parçası.

Ego: Hem kişinin hayatında işlevsel olabilmesini sağlamak, hem de ‘id’in sürekli istekleriyle ‘süperego’nun katı kuralları arasında bir uzlaşma mekanizması geliştirme görevini üstlendiği düşünülen kavram.

Süperego: Vicdani ve ahlaki değerleri temsil eden yapı.

Psikanalitik Psikoterapinin Katkıları ve Sınırlılıkları

1. Psikanalizin fobi, obsesif-kompülsif bozukluk, bazı anksiyete bozuklukları, hafif depresyon, bazı kişilik bozukluklarında etkili bir tedavi şekli olduğu bilinmektedir.

2. Psikotikler gerçekçi ve duygusal bağlar kuramamaları nedeni ile dışta bırakılırken,  ilaç bağımlıları da, egolarının früstrasyona karşı güçlü olmaması nedeni ile dışta bırakılırlar. Bu da iki önemli bozukluk adına terapinin yetersiz kaldığının göstergesidir.

3. Acil semptomları olan (örnek; intihara yatkınlığı olan) hastaların psikanalize alınmaması gerektiği öne sürülmektedir. Bu da psikanalizin uzun zaman alan bir tedavi şekli olmasının olumsuz sayılabilecek bir sonucudur.

4. Arkadaşlar, akrabalar terapiye alınmaz. Yaklaşımın işleviyle ilgili olarak gerek görünmez. Dolayısı ile terapötik resim tamamlanamaz.

Patolojiye Bakış Açısı

1. Normal bir kişide kişilik yapıları id, ego ve süperego yapılarından oluşur. Bunlar kişiliği oluşturan yapılardır. Bu üçü arasındaki denge ve bu dengeyi sağlaya libido (yaşam enerjisi)’ indeki bozulma ve aksaklıklar, bu 3 kavramsal yapının durumunun bozulmasına yol açar, patoloji gelişir.

2. Gereksinimlerin tam olarak doyurulamaması ya da doyurulması sırasında sorun yaşanması, kişinin gelişiminin bir döneminde takılı kalmasına neden olur, bu durum patolojik oluşumlara neden olur.

3. Savunma mekanizmalarının dengeli kullanılmaması da patolojik durumlara neden olur. Bastırma ve yüceltme mekanizmalarının aşırı kullanılmasına bağlı olarak kişide rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

Diğer Yaklaşımlardan Faklılaşan Yönleri

Ψ Geştalt terapi ile süperego, represyon, içe alma ve yansıtma kavramları ortaktır.

Ψ Klasik psikanalitik yaklaşımdaki analizin, kişinin bilinçaltını değil, danışanın farkındalığının ve farkındalığı ile ilgili becerilerinin gelişmesi ile sağlanacağı görüşü Gestalt’ta da bulunur.

Ψ Klasik psikanaliz terapisinde analistin transferans ile ilgili yorumları sayesinde ‘’gerçeklerin’’ anlaşılacağı ve keşfedileceği düşünülür ve bu yönüyle Gestalt’tan ayrılır.

Ψ Günümüzde Psikanaliz ve Geştalt kişiyi bütün olarak görmektedir.

Ψ Psikanaliz ile Berne’nin  id, ego ve süperego kavramları benzerlik göstermekle birlikte, Berne, id, ego ve süperegonun sadece kuramsal kavramlar olduğunu, buna karşılık benlik durumlarının fenomenolojik bir gerçekliğe sahip olduğunu savunmaktadır.

Ψ Bireysel psikoloji öznelken, Psikanaliz nesneldir.

Ψ Bireysel psikolojiye göre insan iyi ya da kötü değildir. İnsan, iyi ya da kötü olmayı kendi seçer. Psikanalize göre ise insanlar kötüdür..

Danışan Merkezli Psikoterapi- Carl Rogers

Temel Kavramları

Kendini Gerçekleştirme: Organizmanın sahip olduğu tüm kapasitesini devam ettirecek bir biçimde geliştirmesi için doğuştan getirdiği eğilim.

Tam işlevde bulunan birey: Bir bireyin tam işlevde bulunması, psikolojik uyum,  psikolojik olgunlaşma ve yaşantıya tamamen açık olması  ile eş anlamlıdır.

Yaşantı:  Organizmada belli bir zamanda bireyin farkındalığı ile gerçekleşen her şey.

Algılama ve Farkındalık: Algılama, yaşantıların veya uyarıcıların farkında olmaktır.

Benlik ve Benlik Kavramı:  Benlik, “organizmik benliğin dayandığı gerçek” olarak anlaşılmaktır. Benlik kavramı ise, kendi yaşantıları ve organizmik beni ile her zaman uyuşmayabilecek biçimde bireyin kendini algılamasıdır.

Kaygı ve Savunma: Benlik kavramı ile tutarlı olmayan bir bilgiyle karşılaştığımızda kaygı yaşamaya başlarız. Kaygıyla başa çıkmak için de bireyler, benlik yapısını korumak için savunmaya geçerler.

Psikolojik uyum: Benliğin, yaşantıya tam olarak açık olması gibi, sağlıklı benlik niteliklerine sahip olmasıilegerçekleşir.
Olumlu Kabul: Bir bireyin bireye karşı yakınlık, hoşlanma, saygı, sempati ve kabul duyguları beslemesi sonuçlanan ve bireyin yaşamında olumlu bir farkındalık oluşturan, yaşantılarına dair algıdır.

Empati: Bir bireyin, kendini kaptırmadan karşısındaki bireyin yaşadıklarını algılamaya çalışma durumudur.

Danışan Merkezli Psikoterapinin Katkıları ve Sınırlılıkları

Katkıları:

1. Birey odaklı yaklaşımın tüm psikolojik danışma yaklaşımlarında bulunması gereken temel koşulları ortaya koyması nedeniyle önemlidir. Bu çerçeve’ de yaklaşımın uygulama alanları çok zengin olup bunlar içinde eğitim, ekonomi, endüstri ve uluslar arası ilişkiler açısından önem taşımaktadır.

Sınırlılıkları:

1. Çok kültürlü psikolojik danışma açısından kuramın en önemli sınırlılığı, önemli koşulların iletilmesinin danışanın kültürel çevresiyle uyumlu olması gerektiği düşüncesidir.

2. Birçok danışanın bu yaklaşımın sunduğundan çok daha fazla yapılandırılmış bir destek beklemesi diğer bir sınırlılıktır.

3. Terapistlerin, süreçte, “danışan-odaklı” olmaları ve bazen danışanların kendi  danışma amaçlarını kendilerini oluşturmaları sırasında güçlüklerle karşılaşabilecekleri gibi yönlerden eleştirilmektedir.

Danışan Merkezli Psikoterapinin Patolojiye Bakış Açısı

1. Kişide kendilik kavramı oluşurken, kişinin onay görme ihtiyacı bireysel uyumu için gereklidir. Aksi halde uyumsuzluk ortaya çıkar.

2. Başarılı bir kişilik gelişimi için birey, kendilik kavramının, bireyin davranışlarıyla yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç duyar. Kendilik kavramının gelişmemesi patolojik oluşumlara en önemli temel dayanak sağlar.

3. Çocuk benlik duygusunun gelişim sürecinde, doyurucu, destekleyici ya da engelleyici olarak gördüğü deneyimlerine göre olumlu veya olumsuz bir değer edinir.

4. Kendini kabullenme, zihinsel sağlıkla yakından ilişkilidir.

5. Uyum problemlerinin çoğu, kendini kabullenme duygusunun eksikliğinden kaynaklanır.

6. Bireyin sağlıklı olarak ulaşabileceği en üst nokta kendini gerçekleştirme noktasıdır.

7. Uyum için kişinin kendini tanıması gereklidir.

8. Kişini devamlı olarak kendine korumacı bir tavırla yaklaşması sonucunda var olduğunu zannettiği tehditlere karşı gerçeğe uymayan bir tepki göstermeye başlar.

9. Kendilik kavramı ile bireyin yaşantıları arasında tutarsızlık olduğunda bu tutarsızlığı, bireyin savunmalarını başarısız olmasına yol açarak, bunalımı ortaya çıkartır.

Danışan Merkezli Psikoterapinin Diğer Yaklaşımlardan Faklılaşan Yönleri

Ψ Danışanın içgörü kazanmasıyla ilgilenmez.

Ψ İçgörü, kişilik değişikliğinden sonra gelir.

Ψ Tanı konulmaz çünkü tanı, yaklaşımın savunduğu koşulsuz olumlu kabul temel gereksinimiyle çatışmaktadır.

Ψ Terapi sırasında amaçlar, danışan tarafından belirlenir.

Ψ Karşıt transferans veya transferans fenomenleriyle ilgilenilmez.

Ψ Sonlandırmayı isteyen danışanın psikolojik danışmaya devam etmesi istenmediği gibi terapist’te bunu önermez.

Ψ Yorum yoktur ve danışanla tartışılmaz.

Ψ Tekniklerle ilgilenilmez. Anlayış ve kabulü göstermenin sözel veya sözel olmayan birçok yolu vardır.

Ψ Kendini gerçekleştirme kavramı ile kendini diğer psikoterapi kuramlarından ayrılır.

Bireysel Psikoloji – Adler

Temel Kavramlar

Erkeksi Protesto: Hem erkeğin hem de kadının kendisini güçsüz ve yetersiz hissettiğinde bu duygusunu  ödünleme biçimidir.

Üstünlük Sağlama Çabası: Üstün olmak, kusursuz bir bütünlük için harcanan çabadır.

Aşağılık Duygusu ve Ödünleme: Öncelikle organ eksikliği ve bunun ödünlenmesi yoluna gidilmesinden bahsedilmiştir. Yaşamın herhangi bir döneminde tamamlanmama, kusurlu olma, insanda aşağılık duygularının kaynağını oluşturur.

Gizil Güçler: Adler, insanın bazı gizil güçlere sahip olduğu gizil güçleri iki ana grupta toplamıştır:

1. Yaratıcılık, toplumsal ilgi, yüreklilik ve sağduyu gibi genel birimler.

2. Algılama, öğrenme, bellek, dikkat, düşleme, duygu ve eylem gibi sınırlı birimler.

Yaratıcı Benlik: İnsan kendi eylemlerini, algılarını, düşünce ve görüşlerini oluşturup şekillendirmede doğuştan yeteneklidir.

Aile Yapısı ve Doğum Sırası: Doğum sırası çocukların farklı yaşantılar geçirmesine neden olur.

—İlk çocuk ikinci kardeşin gelmesi ile tahttan iner, ana-baba sevgisini paylaşmak zorunda kalır.
—İkinci çocuk ise hırslı, başkaldırıcı ve kıskanç olabiliyor.

En küçük ise şımartılmıştır. Problemli ve nörotik olma eğilimindedir.

Tek Çocuk: Aşırı korunup şımartılırsa, ileriki yaşamında da çevresinden aynı şeyi bekler.

Sosyal Duygu (Toplumsal İlgi): Başkasının gözleriyle görebilmek, başkasının kulaklarıyla duyabilmek, başkasının kalbiyle hissedebilmektir.

Sağduyu:  Akılla uyum sağlayan, genel olarak kabul edilmiş bulunan, kültürün devamına dönük olan tüm psikolojik hareketlerin bir toplamıdır.

Bireysel Psikoterapinin Katkıları ve Kısıtlı Yönleri

Psikoterapiye en önemli katkısı; “ ilk anı ”dır. Adler, danışanlarından hatırlayabildikleri ilk anılarını anlatmalarını istemiştir. Adler’e göre yaşam biçimlerinin oluşmasında bu ilk anı önemli bir ipucudur.
Çocukluk yaşantılarını ele almış ve üç grup çocuktan bahsetmiştir:
a) Aşağılık Duygusu olan Çocuk: Adler, zihinsel ya da fiziksel özürlü çocukların yoğun bir sıkıntıya dayanmak zorunda olduklarını belirtmiştir. Bu nedenle de gelişim görevlerini karşılayabilmede kendilerini yetersiz hissedecekleri üzerinde durur. Ancak destekleyici ana-babaya sahiplerse özürlerini ödünleyebilirler.
b) Şımartılmış Çocuk: Bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülük onu şımartmaktır, çünkü çocuk şımartılırsa toplumsallaşamaz, kendisini hep merkezde hissederler ve böyle olmayınca da zorbalaşır.
c) İhmal Edilmiş Çocuk: Bu kişiler çocukken ihmal edildikleri için toplumun düşmanı olurlar. Öç almak üzerine bir yaşam biçimi geliştirirler.

Bireysel Psikoterapinin Klasik Psikanalizle Karşılaştırılması:

Bireysel psikoloji Klasik psikanaliz
1.Öznel 1.Nesnel.
2.Sosyal bir psikoloji. 2.Fizyolojik alt yapılı.
3.Erekbilime (teleology) önem verir. 3.Nedenselliğe önem verir.
4.Bütüncüldür, inregratiftir. 4.İndirgeyici.
5.Toplumsal çevreyle etkileşimi içinde değerlendirilir. 5.Birey kendi kişilik yapısı içinde incelenir.
6.Kendini gerçekleştirmeyi ve toplumsal ilgiyi geliştirmeyi amaçlar. 6.Psikoterapinin amacı, ruhsal yapının çeşitli bölümleri arasında bir uyum sağlamaktır.
7.İnsan iyi ya da kötü değildir. İyi ya da kötü olma durumlarından birini davranışlarında yansıtır. 7.İnsan kötüdür.
8.İnsan yaşadığı olaylar karşısında geliştireceği tepkileri seçme şansına sahiptir. 8.İnsan içgüdüsel yaşamının ve uygarlığının tutsağıdır.
9.Çocuklar, ailede, okulda ve diğer eğitim merkezlerinde doğrudan incelenmişlerdir. 9.Yetişkinlerin serbest çağrışımlarından edinilen veriler üzerinde durulmuş, çocuklar üzerinde gözlemler yapılmamıştır.
10.Bir grup olarak aileye ve aile içi ilişkilere önem verir. 10.Oedipus karmaşası ve bunun çözümlenmesi üzerine kurulmuştur.
11.Diğer insanlar bizden farklı değildirler. 11.Diğer insanlar bizim düşmanlarımızdır.
12.Toplum öyle değerlendirdiği için kadınlar eksiklik duyarlar. 12.Kadınlar eksik varlıklardır.
13.Nevroz yetersiz öğrenme sonucu oluşur. Yanlış algılamaların ürünüdür. 13.Nevrozun kökeninde cinsel çatışmalar bulunur.

 Bireysel Psikoterapinin Patolojiye Bakış Açısı                                                                  

1. Özellikle yaşamının ilk dönemlerinde, normal insana oranla daha yoğun eksiklik duygusu hissederler.

2. Bu duygularını ödünleme çabası içinde, uyumsuzluğunu arttırıcı tepkiler geliştirirler.

*Normal Dışı Eksiklik Duygularının Ortaya Çıkışı: Normal dışı eksiklik duyguları aşağıdaki durumlarda ortaya çıkar: ‘Organ eksikliği’, ‘aşırı korunma’, ‘ilgisizlik’.

* Normal Dışı Davranış Ölçütleri ikiye ayrılır:

1. Abartılmış Üstünlük Çabaları: Kişi kendini tanrılaştırmak amacıyla abartılı hedefler belirler ve bunlara ulaşmak için esnek olmayan yöntemler geliştirir.

2. Gelişmemiş Toplumsal İlgi: Nevrotikler çevrelerine gerçek ilgi ve sevgiyi veremezler. Bu durum özellikle çocukken istenmemiş kişilerde sık görülmektedir. Üç ayrı niteliği vardır:

a) Nevrotik kişinin, kendisi, çevresindekiler ve dünya hakkındaki algıları yanılgılarla doludur.

b) Uyumsuz bir ortamda yetişen çocuk, ileriki yaslarında insanlarla sağlıklı ilişki kurmayı beceremez.

c) Nevrotik kişinin seçtiği amaçlar topluma değil, kişisel çıkarlarına yöneliktir. Benmerkezcidir.

d) Nevrotik kişi ilişki kurmak ve yardımlaşmak için çaba göstermez. Etkinlik düzeyi normal insana oranla düşüktür.

 Gestalt Terapisi

Temel Kavramları

Farkında olmak: Kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarıyla, çevresiyle temas içinde olmasıdır.

Direnç: Dışarıdan kendisine kabul ettirilmeye çalışılan baskıya karşı kişinin bütünlüğünü koruyabilmek ve varlığını sürdürebilmek için kendini savunmasıdır.

Kördüğüm: Büyümek isteyen ve direnen güçlerin mücadele ettiği noktadır.

Diyalog: Terapist ile danışan arasındaki varoluşsal etkileşime dayanan bir diyalogdur.

Varoluşsal diyalog: Her biri ayrı bir varoluş tarzına ve farklı ihtiyaçlara sahip iki insanın, aralarındaki farklılıkları kabul edip birbirlerine saygı duyarak buluşmasıdır.

Harekete geçme: Bir eylemi gerçekleştirmeye hazır hale gelme.

Bütünleştirme: Olup bitene anlam verme.

Geri çekilme: İlginin kaybolması, konsantrasyonun bozulması ve denge durumuna geçme eğilimi.

Dengeleme: Tam bir doyum içinde olma, kendini iyi hissetme ve ilgiyi başka bir şeye çevirmeye hazır hale gelme.

Geri çarpma: Birey çevreye bir şey yapmaya karar verdiğinde bu, tehlikeli olarak algılanırsa bireyin bir şey yapmaktansa kendine bir şey yapmayı seçmesidir.

Egotizm: Kişi doğrudan çevre ile ilişki yarine kendi dışına çıkarak kendisine dışarıdan bakar.

İç içe olma: Birey kendisinin ve çevresinin nerede bitip nerede başladığını ayırt edemediğinde çevre ile iç içe geçer.

Gestalt Terapisinin Katkıları ve Kısıtlı Yönleri

1. Geştalt terapisi, psikiyatrik tanı sınıflamalarında yer alan her türlü hastalıkta ve ayrıca kişisel gelişim amaçlı olarak uygulanabilir.

2. Geştalt terapisti olmak uzun ve zahmetli bir eğitim gerektirmektedir. Terapist eğitiminin zorunluluklarını yerine getirmeden, birkaç çalışma grubuna katılarak veya birkaç tekniği öğrenerek Geştalt yaklaşımını bireysel veya grup çalışmalarında uygulamak son derece sakıncalıdır.

3. Herhangi bir psikiyatrik tanı almış hastalarda psikiyatrik hastalarda Gestalt terapinin uygunluğu tartışılagelmektedir.

4. Gestalt terapiyi düzenleyen belirli kural ve operasyonel tanımlar olmadığı için Gestalt terapistlerinin yeterlilik  standartları da belirgin değildir. Bu yüzden yetersiz bir terapist danışanın durumunu daha da kötüleştirebilir.

5. İyileşmeye yönelik kanıta dayalı verileri saptama olanağı bulunmamaktadırbulunmamaktadır.

Gestalt Terapiye Göre Sağlıklı Kişinin Sahip Olduğu Özellikler

Organizmanın kendini ayarlaması: Organizmanın yeniden dengeyi sağlayabilmek için harekete geçmesi eğilimidir.

Sorumluluk: Herkes kendinden sorumludur.

Kendini gerçekleştirme: Kişinin potansiyelini en iyi şekilde kullanır hale gelmesi.

Otantik olma: Kendi içsel yaşantılarına açık olup, dış dünyayı kendi içsel yaşantılarına göre düzenlemektir.

Olgun olma: Çocuklukta ihtiyaç duyulan çevresel desteğin yetişkinlikte kendini destekleme biçimine dönmesidir.

Gestalt Terapinin Diğer Yaklaşımlarla Karşılaştırılması

Ψ Psikanalizden beğenilen yönler alınmış olup, süperego, represyon, içe alma ve yansıtma kavramları ortaktır.

Ψ Geştalt yaklaşımında değişimin; klasik psikanalitik yaklaşımdakinden farklı olarak, danışanın farkındalığının ve bu farkındalıkla ilgili becerilerinin gelişmesi ile sağlanacağı görüşü hâkimdir.

Ψ Klasik psikanalizden farklı olarak Geştalt terapisinde terapist ile danışan  arasındaki ilişki, bilinçli farkındalık ve insanın kendini ayarlama ve büyüme potansiyelinin her zaman mümkün olduğu görüşü üzerine kuruludur.

Ψ Geştalt yaklaşımında, Davranışçı yaklaşıma benzer olarak davranışlar ve özellikle beden gözlenir; fakat davranışçılıktan farklı olarak terapi sırasında ve odasında yaşananlar üzerine odaklanılır.

Ψ Bilişsel terapilerden farklı olarak Geştalt’ta terapist danışanı izler, danışanın kendi düşüncelerini fark etmesine yardımcı olur ve danışanın kendi yaşantılarına ve inançlarına dayanarak alternatif düşünce şekillerini terapi esnasında deneyimlemesi için fırsat yaratır.

Ψ Geştalt, danışan odaklı yaklaşımdan farklı olarak terapist diyalog ilişkisi içinde kendisini açıkça ortaya koyar ve daha destekleyici bir tutum sergiler.

Transaksiyonel Analiz – Eric Berne

Temel Kavramları

Benlik durumları: Bir konu hakkındaki his ve düşüncelerin bir sistem içerisinde değerlendirildiği ve işlevsel olarak kendi içinde tutarlı bir davranış örüntüsü içeren durumlar.

Transaksiyonlar: İletişim birimleri.

Oyunlar: Genellikle insanların birbirini küçük düşürdüğü ve karşılığında kendini güçlü hissettiği iletişim zincirleri.

Senaryo: En erken çocukluk döneminde hayata dair alınan bilinçdışı kararların, daha sonra kişinin hayatı boyunca, yine bilinçdışı bir sona yönelik olarak uygulandığı varsayımıdır.

Azımsama: Dört pasif davranış sözkonusudur;

a)       Hiçbir şey yapmamak: Kişinin enerjisini bir sorunu çözmek yerine aksiyona geçmeyi engellemek için kullanılması,

b)       Fazla uyumlu olmak: Böyle davranan kişiler, kendilerinin seçenekleri olduğunu ve hangi şekilde davranıp davranmayacaklarını seçebileceklerini önemsememeleri,

c)       Ajitasyon: Kişi, enerjisini tekrarlayan ve kendisine rahatsızlık veren bir aktiviteye yöneltir.

d)       Etkisiz kılma: Kişinin istemediği bir şeyi engelleyebilmek için doğrudan bunu söylemek yerine, kendi kendisini etkisiz kılarak, karşısındakine mesaj vermesi şeklinde gerçekleşir.

Transaksiyonel Analizin Katkı ve Sınırlılıkları

Katkısı:

Benlik durumlarını tanımlamasının yanı sıra psikanalizde sıklıkla odaklanılan içsel dinamiklerin dışında kişiler arası dinamikleride kuramın içine katması önemli bir katkıdır.

Sınırlılıkları:

Kuramın temel özelliklerinden biri olan az şey söyleyerek çok şey açıklaması giderek değişmekte ve gelecekte çok şey söyleyip az şey açıklayacağından korkulmaktadır.

Benlik durumlarının bir taklit gibi psikanalitik yaklaşımdaki id, ego ve süperegoya benzemesi eleştirilmektedir.

Transaksiyonel Analizin Patolojiye Bakış Açısı    

1. Yetişkin dışlanmışsa, kişi bir yetişkin olarak gerçeği test etme yetisinde sorun yaşar. Kişi içindeki ebeveyn ve çocuk diyaloğu arasında sıkışıp kalabilir. Bu durumun boyutuna göre kişide psikoza kadar varan sorunlar oluşabilir.

2. Duyguların hissedildiği benlik durumu olarak da algılanan çocuğun dışlanması, kişinin duygularını tanıyamaması ve dolayısıyla daha çok düşünce ve davranışlara odaklanmasına yol açabilir.

3.Kapalı transaksiyonlar toplumsal zorluklara yol açabilirler.

Transaksiyonel Analizin Diğer Yaklaşımlarla Karşılaştırılması

Ψ Freud’un öncülüğünü yaptığı içgüdü kavramının varlığını kabul etse de, Berne çocuğun temel motivasyonunun, cinsel ya da saldırganlık dürtüleri değil, daha çok ebeveynleriyle ilişki kurması olduğunu öne sürmektedir.

Ψ Benlik durumlarının psikanalitik kuramın kullandığı id, ego ve süperegoya benzetilmesine karşılık Berne, id, ego ve süperegonun sadece kuramsal kavramlar olduğunu, buna karşılık benlik durumlarının fenomenolojik bir gerçekliğe sahip olduğunu savunmaktadır.

Ψ Transaksiyonel analize göre insanlar iyi olarak doğarlarken, Gestalt’a göre insanlar iyi ya da kötü olmayı kendileri seçerler.

KAYNAKÇA

Adler, A.(1996). Psikolojik Aktivite. Say Yayınevi: İstanbul.

Adler, A. Bireysel Psikoloji. The Adlerian Society (UK) and The Institute for Individual Psychology

Akça, E. (Çev. ed.). Gestalt Terapi. David James Doermann. http://www.donusumkonagi.net (20.03.2010)

Arıcı, F. (2008). Birey Merkezli Yaklaşım ve Akılcı Duygusal Davranışçı Terapinin Karşılaştırılması. Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı PDR 656 Psikolojik Danışma Kuramları dersi Kapsamında hazırlanmış makale.

Köroğlu, E. ve Türkçapar, H. (Ed.)(2009). Psikoterapi Yöntemleri Kuramlar ve Uygulama Yönergeleri,  Hekimler Yayın Birliği. Ankara

http://www.gencibu.com/forum/psikanaliz-terapi-t1906.0.html;wap2= (21.03.2010)

http://www.psikoweb.com/psikodrama.html (20.03.2010)

http://pozitifpsikoloji.blogcu.com/psikodrama/5008807 (22.03.2010)

http://www.psikologum.com/editor.asp?aid=15 (22.03.2010)

http://www.mcaturk.com/BILISSEL-DAVRANISCI-TERAPISI-NEDIR_1644.htm (22.03.2010)

http://www.istpsikodrama.com.tr/ana_detay.aspx?ori=4 (22.03.2010)

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Post Navigation